EYpbaz. İlişki ne kadar kötü olursa olsun, iki kişiden biri, diğerine kıyasla daha çok incinir. Her ne kadar karışık duygular söz konusu olsa da, biri arkadaş kalmayı ve kaybolmuş aşkı tekrar bulmayı ister. Her ne kadar her iki kişinin dost kalabildiği durumlar olsa da, birçok kez en iyi seçenek araya biraz zaman ve mesafe koymaktır. Bu sayede, kimsen yanlış sanrılara doğru hareket eski sevgiliniz neden arkadaş olmak istiyor? Ortada bir ayrılık söz konusu olduğu zaman, iki şey olabilir. Bazen eski sevgiliniz ile kavga eder ve birbirinizi anlayamazsınız. Diğer bir taraftan ise kimse incinmeden, bazen sağlıklı bir ilişkiyi tekrar rayına oturtmak için elinize bir şans geçer. İkinci durum, beraber çok badire atlattığınız koşullarda daha olasıdır. Yine de, her iki kişi içinde arkadaş olarak kalmak zor ve cinsel bir bağ olduğu zaman arkadaş kalma istediği birçok durumda işe yaramaz. Neredeyse her zaman, sizi tekrar kazanmak isteyen biri elbet olur. Aslında bu tür bir durum oldukça zorlayıcı olabilir. Gene olarak, güvensizlik ve kıskançlık durumu meydana gelir. Bunun nedeni, diğer kişi ile yakın bir münasebette bulunma isteğinden kötü bir niyet yoktur ortada. Belki de iki kişiden biri, birbirinizi bir çift olarak iyi anlamadığını düşündüğü için işleri düzeltmek istiyordur. Yine de bu durum, diğer kişiyi yakınınızda tutmak için neredeyse her zaman bir mazerettir. Bazen bunun nedeni bencillik olurken, bazen de kaybedilen ilişkiyi tekrar ayağa kaldırmak dürtüsü ile hareket sevgili ile arkadaş olma iyi bir fikir mi?Bu sorunun cevabı koşullara bağlıdır. Diğer kişi ile aynı şeyi hissetmiyorsanız, en iyi hayatınıza devam etmektir. Bu sayede, sözüm ona bir arkadaşlık çerçevesinde yanlış duygulara yol açmazsınız. Eğer duygularınız hala varsa ve ilişkiyi rayına oturtmak istiyorsanız, bunu açıkça belli edin. Eğer eski sevgiliniz arkadaş olmak istiyorsa ve siz ayrılık sonra çekip gitmişseniz canınız daha çok unutmayın! Eski sevgiliniz istedi diye, arkadaş kalacaksınız diye bir kural yok. Oturup düşündükten sonra, araya biraz mesafe koymanın daha iyi olduğuna kadar verirseniz, bunu açıkça belirtin. Bazen size acı verse de, ilişkinin bittiğini kabul etmek daha iyidir. Bazen, eski sevgilinizin yanında olmak, araya mesafe koymaktan daha çok acı verir. Biraz düşünün, önceliklerinizi belirleyin ve yeni insanlar ile tanışmak için kendinize bir şans dinlemeniz ve yeni fırsatlar bulmanız için her ayrılığın bir acı süreci vardır. Eğer biten bir ilişki sonrası eski sevgiliniz ile hala görüşmeye devam ederseniz, her ikiniz de acı çekmeye devam edersiniz. Bu Yazımızda Bir Kişinin En Yakın Arkadaşınız Olduğunu Kanıtladığı Anlar, Yakın Arkadaş Olduğunuzu Nasıl Kanıtlarsınız, Bir İnsanın En İyi Arkadaşınız Olduğunu Anlamanın Yolu, Birinin Gerçek Arkadaşınız Olduğunu Nasıl Anlarsınız?, İyi Arkadaş Nasıl Olmalı Maddeler Halinde, Dost Olup Olmadığı Nasıl Anlaşılır?, İyi Arkadaş Nasıl Belli Olur, Yakın Dostlar, Samimiyet Detaylar Kişinin En Yakın Arkadaşınız Olduğunu Kanıtladığı AnlarSamimiyetAşk Hayatınızda Size Yardımcı OluyorsaOnu Ailenizden Biri Gibi Görüyorsanız Ve O Da Sizi Aynı Şekilde GörüyorsaEn Aptal ve Saçma Şeyleri İkiniz YapıyorsanızKalbinizi Kırmaktan ÇekiniyorsaSeni Yalnızca Sen Olduğun İçin SeviyorsaHatalarında Seni UyarıyorsaÜzgünken Ya Da Neşeliyken Her Anında Sizin YanınızdaysaEn Önemlisi Bir Olay Sırasında Ne Olursa Olsun Sizin YanınızdaysaBUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRBir Kişinin En Yakın Arkadaşınız Olduğunu Kanıtladığı AnlarGünümüzde arkadaş kelimesi her cümlenin sonuna konulur her insana söylenir anlamı fazla ama içi boşaltılmış bir kelime haline geldi. Herkesin tonlarca arkadaşı var ve çoğu internet üzerinden yani sanal arkadaşlar. Ancak gerçek arkadaşlık bulunması zor olan bir kavramdır. Bu yüzden yakın arkadaşlarınızın diğerlerinden farklı olması arkadaşlık samimiyet demektir. Ailenizin yanında olduğunuz gibi onun yanında da doğal davranabiliyorsanız ve sizi siz olduğunuz için yargılamadan doğrularınızla yanlışlarınızla kabul ediyorsa o kişi gerçek Hayatınızda Size Yardımcı OluyorsaAşk hayatınızda girdiğiniz çıkmazlardan sizi tutup çıkaran kişi genellikle en yakın arkadaşınızdır. Eğer sizi aşk çıkmazında destekliyor ve kararlarınıza saygı duyuyorsa bu kişiyi sakın Ailenizden Biri Gibi Görüyorsanız Ve O Da Sizi Aynı Şekilde GörüyorsaHayatta anne babamızın bize kazandırdığı kardeşlerimiz vardır. Onları biz seçmeyiz ama her zaman yanımızda olup bizi desteklerler onlar hayatımızın her köşesinde vardırlar. Bir de kan bağımız olmadığı halde bize yakın olan kardeş gibi hissettiren insanlar vardır. Onlar bizim kendi seçtiğimiz en yakın Aptal ve Saçma Şeyleri İkiniz YapıyorsanızBaşkalarının saçma, anlamsız bulduğu eylemleri siz gerçekleştiriyor ve bundan büyük zevk alıyorsanız tam kafanıza göre bir en yakın arkadaş buldunuz Kırmaktan ÇekiniyorsaSizin yaptığınız davranışlar konusunda eleştirirken bile siiz kırmamak için cümlelerini özenle seçiyorsaSeni Yalnızca Sen Olduğun İçin SeviyorsaSenin hangi konumda olduğun nasıl göründüğün, nasıl konuştuğun onun için önemli değilse seni yalnızca sen olduğun için en saf halinle kabul ediyor ve seviyorsaHatalarında Seni UyarıyorsaYaptığın yanlış davranışları sana kırıcı olmadan söylemekten ve seni bu konuda uyarmaktan çekinmiyorsa senin gerçekten yakın arkadaşın anlamına Ya Da Neşeliyken Her Anında Sizin YanınızdaysaÜzüldüğünüzde ve ya çok mutlu olduğunuzda ilk ona haber vermek istiyorsanız ve aynı şekilde o da yaşadığı her olaydan sonra sizin yanınıza geliyorsa her anınızda yanındaysa sizin kötü gününüzde kendi neşesini unutup sizinle ağlayabiliyorsa ya da sizi neşelendirmek için kendini türlü şekillere sokuyorsa gerçek bir arkadaş sahibisiniz Önemlisi Bir Olay Sırasında Ne Olursa Olsun Sizin YanınızdaysaKarşıdaki rakibin kim olduğuna bakmadan her mevzunuza koşarak geliyorsa ve dayak yiyeceğinizi bildiği halde sizi bırakıp kaçmıyorsa gerçek arkadaşınızdır. Ama siz yine de fazla dayak yememeye dikkat İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRAyrıldığım Sevgilimle Nasıl BarışırımArkadaşım Eski Sevgilimle ÇıkıyorDoğru İlişki Nasıl Yaşanırİlişkilerde Kıskançlıkla Nasıl Başa ÇıkılırDaha İyi Bir İlişki İçin İpuçlarıİdeal Bir İlişkinin Sahip Olması Gereken ÖzelliklerEşim Beni Aldattı Ama Onu SeviyorumEşim Artık Beni BeğenmiyorEşim Benden Uzaklaştı Ne Yapmalıyım?Sevgilimi Rehbere Ne Diye Kaydedebilirim?Sevgilimle Beraber Oldum Çok PişmanımSevgilimle Aramı Nasıl DüzeltebilirimSevgilim İle Buluşacağım Ne Giysem?Sevgilimle Konu Bulmakta ZorlanıyorumSevgilimle Canımız Sıkılıyor Ne YapabilirizSevgilimle Aramda Boy Farkı VarSevgilimle Farklı Şeyler Yapmak İstiyorumSevgilimle Aramda 20 Yaş VarSevgilimle Ayrıldık Ama Hala KonuşuyoruzSevgilimle Anlaşamıyoruz Ne YapmalıyımSevgilimle İzleyebileceğim Romantik FilmSevgilimle Eğlenceli Vakit Geçirmek İstiyorumSevgilimle Gidebileceğim Tatil YerleriBu yazı 1382 kez okundu. iki ihtimal vardır. bunlardan birincisi en yakın arkadaş ile eski sevgilinin, sizin sayenizde tanışmasıdır. sevgiliniz ile ilişkiniz bittiğinde, bu ikisi de kendi aralarındaki ilişkiyi gözden geçirirler. eğer ilişkiniz uzun yıllara dayanan ve en yakın arkadaşınız ile eski sevgilinizin arasındaki arkadaşlığı arttıracak bir ilişki olmadı ise bunlar büyük ihtimalle bir daha görüşmeyeceklerdir ama eğer onları da birbirleri ile yakın arkadaş yaptıysanız o zaman iş değişebilir. çünkü bu arkadaşlığı bitirmek istemeyebilirler. her halukarda, aralarındaki ortak payda siz olacağınız için ilişkileri çok değişecektir, zamanla bu tarz arkadaşlıkların bitmesi ne olursa olsun kaçınılmazdır. bunun yanında, bu ikisi siz ayrıldıktan sonra eski ilişkiniz hakkında çok konuşacaklardır, en yakın arkadaşınızın ağzını bol bol aramakta fayda olabilir. nitekim, bu ikisi ilişkiyi tekrar başlatma planları yapıyor olabilirler, hatta en yakın arkadaşınız bu tekrar birleşme için eski sevgilinize bol bol dil döküyor olabilir. en yakın arkadaşınız, ne olursa olsun taraflı davranır. ister ayrılığın tüm nedenlerini bilsin, ister hiç birşey bilmesin. o her zaman umarız sizin ihtimal daha var, o da bu ikisinin daha önceden de tanışmış, belli bir arkadaşlık seviyesine sahip insanlar olmalarıdır. bu ne demektir? en yakın arkadaşınız, eğer ilişki hakkında yeterince şey biliyorsa, ilişkide tarafsız kalamaz ve hangi tarafı tutacağı belli olamaz. o doğrunun ve haklının yanındadır çünkü belki de gereğinden fazla çok şey biliyordur. bunun yanında, sizin tarafınızda olması da bir ihtimaldir, eski sevgilinizi ezelden beridir sevmiyor olabilir, sadece sizin hatrınıza katlanıyordur. ama daha önceden arkadaş olmaları, bu ayrılıktan sonra nahoş, istenmeyen olaylara sebebiyet verecektir. ama bu en yakın arkadaş, ilişki hakkında yeterince şey bilmiyorsa hiç bir tarafta olmayacaktır, bana ne diyerek sizi başından atacak, derdinize ortak olmayacaktır.bkz böyle arkadaş olmaz olsuntabii bu en yakın arkadaş, eski sevgiliniz ve sizden oluşan üçlünün cinsiyetleri de önemlidir. en yakın arkadaşınız hemcinsiniz ise, eski sevgilinize sulanabilir, böyle şerefsizlikler yapması da ihtimal dahilindedir. ya da sizinle karşı cinslerdendir ve eski sevgilinizden sizi bilerek koparmıştır, sizi kıskanıyordur, kendine istiyordur, bu da ayıp sayılabilir, sayılmayadabilir, ama biz çoğunlukla sayarız. başkalarının ilişkilerine karışmak, onların duyguları ile oynamak, insanları yok yere üzmek, fitne fesatla uğraşmak ne yazık ki ayıptır, terbiyesizliktir, belli bir seviyede şerefsizliktir. ama belki de ayrılıp da en yakın arkadaşı ile çıkmaya başlayan ve sonra çok mutlu olan insanlar da olabilir. bunları kınamamak daha da ilginci, bir eski sevgili olarak, eski sevgilimizin en yakın arkadaşımız ile ilişkisini sorgulamamalıyız çünkü onlar kendi insiyatiflerini kullanarak en doğru kararları vereceklerdir. bunun yanında eski sevgilimizin en yakın arkadaşı ile olan ilişkilerimizi ne kadar gözden geçirdiğimizi, ona nasıl bir tavır takındığımızı, ilişkilerimizin ne düzeyde seyrettiğini düşünmeden, eski sevgilimiz ile en yakın arkaşımızın ilişkisini sorgulamamalıyız. ayrıca eski sevgilimizin en yakın arkadaşına derhal sulanmamalı, biraz beklemeli, ortalığın sakinleşmesini sağlamalıyız, yoksa eski sevgilimizden en yakın arkadaşı ile beraber olmak için ayrıldık düşünülebilir. bu durumda da, eski sevgilimiz bizi ihanetle, en yakın arkadaşını da hainlikle, arkadan kuyu kazmakla suçlayabilir. haklı olabilir. arkadaşını "ya o ya ben" gibi abuk subuk mevzularla meşgul etmeyecek normal bir insan evladı için gayet oalsıdır. bişicik olmaz. belki zar zor kurtulunmuş bir eski sevgiliyse aynı ortamda bulunmak nahoş durumlara sebep olabilir ama o zaman bile aklı başında insanlar sorunlarını kendi aralarında hallederler, arkadaşın başına ekşimezler.**edit bu entry en yakın arkadaşın mevzu bahis kişinin eski sevgilisiyle görüşmeyi, arkadaş olmayı sürdürmesi üzerine yazılmış, bu ikisinin sevgili olma olasılığı göz ardı edilmiştir. en yakın arkadaşınız gidip eski sevgilinizle birlikte oluyorsa o işte bir yanlışlık ya da folloşluk vardır. * sonucunda;kız hamile kalabilir, ikisi evlenebilir, çocukları doğabilir ve siz de yıllardır ikisini de siktir etmiş olarak onları görmüyor olabilirsiniz*... soguk kanlılıkla ve anlayışla karsılanması gereken durum.. eger soguk kanlılık kayboluyorsa bu aktiveiteye gecmeli sanal ortamda lafllaşma yerine gercek hayatta çözülmesi gereken durum kabul edilmesi gayet normal olmasina ragmen, arkadasla iliskinin bozulmasi cok buyuk bir ihtimal tasidigindan, tasvib edilmeye. bir dostu kavgayla kaybetmek yerine konusarak kaybetmenin daha iyi olacagini dusundugum durum. en yakın veya değil bir arkadaşınızın böyle bir tutum içine girmesi, bu arkadaşınızın, sevgiliniz sizinle beraberken, sevgilinizde gözü olduğunun göstergesidir. bu durumun ortaya çıkması kayıp değil kazançtır. cinayet işlemeyin , antidepresan alın... mide sinirlari olan insanlarin ötanazi istegi olarak algiladiklari durum. yer de yer bu bunyeden... boole insanin gozunun icine icine girer... mesele baska biri ile olmasi deil, enyakinyarrakkafaliarkadasinizla olmasidir... zaten size nedir disardan, ama icerde kanli bicakli senaryolarin nesnesi bir sen bir o bir de oburu... olur musun oldurur musun... gider gelir aklin... hem niye ben medeni olmak zorundayim canim, bi guzel de soyledim aazima geleni ilk oorendiimde... ama alisiyo insan sonra sonra...bkz eski sevgiliyle arkadas kalmakbkz neden sonrabkz medeniyet dediin tek disi kamis canavar ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. Haberler > Allah Kimseye Göstermesin Sevgilinin Arkadaş Kalmayı Başardığı Eski Sevgilisiyle Sınanmak - 1427 -Biz hiç ayrılmayalım, ayrılırsak da arkadaş kalalım emi-Yaaa ben senden ayrılamam ki…-Dünya hali bu bebişim bilemezsin ki?-Doğru, ama birbirimizin hayatından hiç çıkmayalım-Hiç-Hiç ama hiç-Sonsuz kere hiç…-ihihihih manyak şey Melih kimdi ya? Hay dedim yakınımdakilerin de duyabileceği bir ses tonuyla, telefonuma dersin ortasında Twitter bildirimi geldiğinde. Sonra hafifçe yerimde doğrulup, kusura bakmayın hocam unutmuşum dedim. Böylesine olgun olabilen birinden beklenen tavır, telefonu kapatıp çantasına atmaktır ama ben sıranın altından gelen ne bildirimiymiş diye baktım. Öyle ya, 126 takipçisi olan, hafta iki bildirim aldığında sevinen biriydim, benim için önemliydi. DM gelmiş! Bana nasıl DM gelebilir Twitter’dan ya diye hemen açtım. Gözümün biriyle hocaya bakıyor diğeri ile 3G’ye küfrede küfrede mesajı açmaya çalışıyordum. İnsanların zor durumlarda alışılmadık şeyler yaptığına dair bir belgesel izlemiştim, ama gözlerimi bukalemun gibi kullanabileceğim hiç aklıma gelmemişti. İşte oluyordu. Mesaj Ayça’dandı, Ayça ismini görmek bile yüzüme bir tebessüm oturtmuştu. Akşam görüşelim mi? diye sormuştu benim beyaz tenlim, yumuşak ellim, ela gözlüm. Derste olduğum için bunları yazamadım, sadece ok demekle yetindim. Sonra bir düşündüm de bu zamana kadar neredeyse bütün görüşmelerimiz benim zorumla olmuştu, bu teklif beni ziyadesiyle mutlu etti. O da beni görmek istiyor, demek ki seviyor gibi Aristo’yu kıskandıracak bir çıkarımda bulunmuştum. Aradan beş dakika bile geçmemişti ama ben “ok” mesajıma bir cevap verilmesi gerektiğini düşünüyor olacaktım ki gözüm telefondan bir saniye olsun ayrılmıyordu. Hoca da blok ders yapacak zamanı bulmuştu, oysa şimdi arada olsak hemen arar, nerede, kaçta buluşuyoruz diye sevdiceğimi arardım. Beş dakikanın üzerine bir otuz saniye daha geçince dayanamayıp, konuşarak soramadıklarımı mesajla sormaya karar verdim. Nerede ve ne zaman pıtırcığım? diye bir mesaj attım. Pıtırcığım sıfatı o kadar tırmaladı ki içimi, sileyim mi silmeyeyim mi diye 1 dakika düşündüm. Aslında sözelci olsaydım rahatlıkla uluslar arası ilişkileri bitirip dış işlerinde çalışabilecek kabiliyetim vardı. Bir kelime üzerinde bu kadar kafa yormam bana kendimi iyi hissettirdi. Böyle olmayacak şeylerden mutluluk süzüp içime akıtmak en güzel huylarımdan biriydi. İşte burada da bir pıtırcık kelimesinden ne mutluluklar akmıştı içime… Dışişleri bakanı Erkin Çatkaç! Mutluluk seansım bitince pıtırcıklı mesajı yolladım. Fazla beklemem gerekmedi bu sefer, gülünce güller açan aşkım hemen cevaplamıştı sorumu Okul çıkışı, 6 gibi Tıkıntı kafede buluşuruz, Melih de gelecek haberin olsun . Kurbağa gibi öptüğüne göre bu Melih benim tepki gösterebileceğim biri olabilirdi. Henüz 3 aydır çıkıyor olmamıza rağmen arkadaşlarının birçoğunu tanıyordum, hafızamı zorladım ama aklıma hiç Melih diye biri gelmedi. Küçük bir an için Melih’in kız olabileceğini düşünüp içime mutluluk akıtmak istedim ama beceremedim, o kadar da değildi. Tam aklıma 01Melih, 05Eray falan gelmeye başlamıştı ki hoca dersi bitirdi. Elimde telefon mesaja baka baka çıktım. Neden bana normal mesaj atmadı, ya da aramadı da Twitter’dan mesaj attı diye düşünürken buldum kendimi. Nasıl ki küçük mutlulukları hayattan süzme konusunda başarılıysam, komplo teorileri üretme konusunda, küçücük bir ipucundan yola çıkıp sarma konularında da uzmandım. Bunları düşüne düşüne yürürken Salih’le çarpıştım. Çok derine dalma boğulursun deyip kişnemeye başladı. Bir insanın mizah anlayışı bu kadar mı yüzeysel olabilirdi? Salih’i her gördüğümde kendime bunu soruyordum. Bir süre sessiz kaldım sonra “Melih kimdi ya?” diyebildim. Eski sevgilisi mi? Ohaaa godoş stayla! Salih koluma girdi, kantine gidip bi çay içelim hoca kafamızı iyice dedi. Asıl derdinin ağzımdan çıkan Melih’in kim olduğunu öğrenmek olduğunu biliyordum. Yoksa Salih birine durduk yere çay ısmarlayacak biri değildi… Zaten çay ısmarlayayım dememişti ki, çay içelim demişti. Yine küçük bir mutluluk çıkarmaya çalışırken duvara toslamıştım. Hem zaten çay çok küçük bir mutluluk olurdu, isabet oldu diye daha küçük bir mutluluk çıkardım, aferin bana. Ee anlat neden dalgınsın bu kadar deyip ağzındaki baklayı çıkarma konusunda hiç de çekimser davranmadı. Yok ya ne dalgın olucam, dersler falan işte diyerek konuyu kapatmak istediysem de, Melih ismini duymuş olan Salih çakalı üstüme üstüme gelmek de sakınca görmedi. dersini, notunu, Melih falan ne sayıklıyordun olm açılsana işte! Garip bir şekilde, açılsana kelimesi beni etkilemişti, sanki uzun zamandır buna ihtiyacım varmış da, Salih de bunu yapmam gereken kişiymiş gibi hissettim. Bazen insanları çok küçük şeylerle yargılıyor, kısa süre sonra aslında durumun hiç de benim düşündüğüm gibi olmadığını anlıyordum. Buradan yola çıkarak Salih’e olayın kısa bir özetini geçtim ve Melih belki de kızdır diyecek kadar alçaldım. Melih kız mı? Olm ben ne kadar kızsam, Melih de o kadar kızdır haberin olsun, ama bak kuzeni falan olabilir ona bir şey diyemem diyerek, en az benim kadar mutluluk süzücü biri olduğunu ispat etti. Hay aklınla bin yaşa ya, tabii ki kuzeni koyim başka kim olacak deyip filmlerdeki gibi “facepalm” yaparak “kendimden utanıyorum yaa” deyip en sahtesinden bir gülüş kondurdum suratıma. Bir an ruhum bedenimden ayrıldı, hafifçe göğe yüseldi ve kendimi o halde, çok net bir şekilde gördüm… Bu kadar iğrenç, yapmacık, özenti bir sahne görme imkanınız pek olmaz, o an kendimden tiksindim. Ama “kuzen” mutluluğu bünyemi o kadar sarmıştı ki, kendimden iğrenmeyi erteledim. Hemen telefona sarıldım, Ayça’ya mesaj yazmak niyetindeydim ki onun daha önce davranmış olduğunu fark ettim. “Melih benim eski bir arkadaşım, tanıyınca çok seveceksin ” yazdığını gördüm. Sürekli öpücük, gülümseme, vs. yapıyor oluşu beni işkillendirmeye yetti. Kesin Melih’in altından bi bokluk çıkacaktı bunu hissedebiliyordum. “Arkadaşım derken?!” şeklinde bol kinayeli ve soru soran bir mesaj attım, o sırada Salih beni sıkıştırıyor “ne yazıyorsun, kime yazıyorsun, kimmiş Melih”, vb. sorularla karışmış olan kafamı iyice allak bullak ediyordu. Sadece son sorusunu duymuş gibi “ebenmiş Melih, ben diye getiriyor yanında” gibi kaba bir cümle sarf ettim. Bana kırılıp, masadan kalkar da beni rahat bırakır diye düşünüyordum ki gülümsemekle yetindi gıybet perver cenabet. Derken mesaj geldi, “çok eskiden bir süre çıkmıştık, ama şimdi iki iyi dosttan fazlası değiliz”… Woody Allen filmi mi koyim bu? diye hiddetlendim, bu hiddetimi gören Salih paniğe kapıldı, hemen öğrenmeliydi beni bu kadar geren, sinirlendiren şeyi; “olm sıçıcam ha söylesene kimmiş?” Abi eski sevgilisiymiş ya eleman dedim o sinirle. Salih durumu kısaca özetledi “Eski sevgilisi mi? Ohaaa godoş stayla”. Durum tam da buydu sanki… Bu kızı üzme Erkin… Otobüs durağına doğru yürürken Ayça’ya hala cevap yazmamıştım. Ne yazabilirdim ki? Benimle görüşmeye eski sevgilisini de getirmek isteyen bir kızın bana vereceği mesaj neydi diye düşünmekten beynim yanmak üzereydi. Bir insan 3 aylık sevgilisiyle neden eski sevgilisini tanıştırmak istesindi ki? Eğer bunları mesajla veya telefonda sormaya kalkarsam adam gibi cevap alamayacağımı, sinirleneceğimi ve belki de kavgayla ilişkiyi bitirebileceğimi çok iyi biliyordum. Onun için en iyisinin akşam görüşmeye gitmek olduğuna karar verdim. E hadi Salih 14S geldi binmiyor musun? dedim, seninle gelmemi ister misin dedi, git rica ederim dedim. Otobüse bindi, en arkaya kadar yürüdü ve arka kapının camına hohlayıp “Melih <3” yazdı, dudaklarımı okuyabilsin diye yavaşça “tam bir çocuğusun” dedim, anıra anıra eve dünmüştüm de ne yapacaktım ki şimdi ben? Okulda kalsam, kantinde en azından kafa dağıtacak birilerini bulabilirdim, şimdi evde iyice kafamda kuracak, görüşmeye son derece sinirli, gergin bir halde gidecek ve büyük ihtimalle Melih denen ağzına yüzüne Ya kız seni davet edebilir, sen mal mısın ki kabul edip geliyorsun. Şimdi Çağla beni arasa, ve Erkin ben yeni sevgili yaptım, buluşacağız sen de gel dese, kızım seni deli mi derim, açık ve net. Tamam bi bok yemişsiniz, arkadaş kalmayı başarmışsınız, iyi de bundan sevgiline ne? Sen buluş ne halt yiyorsan ye, daha 3 aydır çıktığın adamla tanıştırmak neyin nesi… Lan yoksa diye dehşet bir düşünce belirdi aklımda… Threesome… Yok canım diyerek hemen savuşturdum bu çirkinliği kafamdan, daha adam akıllı elini bile tutamadığım kız, nasıl beni böyle bir şeyin içine çekmek isteyebilir ki, hem Ayça öyle biri değil, değil dimi? diye sordum kendime ama cevap veremedim, 3 aydır tanıyordum yahu, 3 ay. Böyle düşüne düşüne saatlerin geçtiğini fark ettim ama yine de acele etmedim. Çünkü duş falan almayacaktım, bulduğum şeyleri üzerime geçirip çıkacaktım. Melih için giyinecek değilim herhalde diye haklı buldum kendimi. Saat 5 gibi evden çıktım, minibüse bindim, minibüste mesaj attım “geliyorum” diye kısacık. “Biz geldik oturuyoruz canım” diye cevap yazdı. Tabii oturun ya, durduğunuz hata diye kendimi doldurmaya devam ettim. Ben ki hayattan en küçük mutlulukları bile süzen bir adamdım, iki saatte ne hale geldim diye hayıflandım, sinirlene sinirlene yarım saatlik yolu geldim, minibüsten indim, yolun karşısına geçtim, sevgilimle onun eski sevgilisinin oturduğu kafeye tam bir godoş edasıyla girdim, direkt üst kata yöneldim, onları görünce nasıl bir yüz ifadesi takınacağımı hala bilmiyordum, son basamağa geldiğimde üst katı kesmeye başladım, arayan gözlerim ilk olarak sevdiğimi fark etti, camın kenarında, üç kişilik bir masada karşılıklı oturmuşlar, gülüşüyorlardı, önlerinde limonata ve birer kurabiye vardı. Ciddi bir surat ifadesiyle masaya yanaştım, ben yanlarına dikilene kadar görmemişlerdi beni, Melih deyyusunun sırtı dönüktü bana, Ayça beni görür görmez “aa canım geldin mi?” diyerek ayağa kalktı, sarılıp öper diye bekliyordum, belli ki eski sevgilisi kırılmasın, gücenmesin, canı çekmesin diye basitçe yanağımdan öptü beni ve hemen ardından bu Melih, Melih bu da Erkin dedi. Melih ayağa kalkmaya bile tenezzül etmedi, selam dostum dedi. Dostunu dememek için zor tuttum kendimi, yüzüne bile bakmadan selam deyip, bana ayrıldığını düşündüğüm sandalyeyi çektim, Melih istersen böyle geç, Ayça’nın karşısına otur dedi. Yahu göt adam, sevgilimle diz dize, yan yana oturmak varken neden karşısına geçeyim, derdin ne senin diye dalsam dalabilirdim ama yok böyle iyi diyerek oturdum. Görüşmenin çok gergin, huzursuz, yavşak bir yapmacıklık içinde geçeceği belliydi. Alkol yok mu burada diyerek içip içip Melih’i dövme planları yaptığımı hissettirmek istedim, Ayça bir şey demezken Melih hötöröfü, dostum burası kafe, bar mı deyip müstehzi bir gülümseme kondurdu dudaklarına. Allahım şu hötöyü dövmemem için bana güç ver dedim içimden. Senin gözünden de hiçbir şey kaçmıyor Melih DOSTUM, iq kaç 165 mi? diyerek lafı mı soktum, senden en fazla 3 puan fazladır KARDEŞİM dedi. Ayça’nın yüzündeki hata yaptım galiba bakışını görmemle Melih’in “Bu kızı üzme Erkin” dediğini duymam bir oldu. “Pardon da sen kimsin koyim”den sonrasını hatırlamıyorum. Ya o ya ben… Ertesi gün uyandığımda yanağım, sırtım, bacaklarım ve kollarım bütün gün yük taşımışçasına ağrıyordu. Hadi kolum, bacağım ağrıyor da yanağım neden ağrıyor ki acaba sorusunun cevabını banyoya gittiğimde aldım. Resmen yanağım mosmor olmuştu, tabii ya Melih denyosunu pardon da sen kimsin koyim dedikten sonra elimle itmiş, o da kalkıp bana bir tane yerleştirmişti. Ardından ne kadar dalaştık bilmiyorum ama en son Salih’i çağırıp Küp’te içtiğimizi ve Melih’i bulup dövmeye karar verdiğimizi anımsıyordum. Ayça’dan hiç haber yoktu, beni öylece bırakıp Melih ile ilgilenmiş olabilir miydi? Yok canım… Olabilir miydi? Hemen telefonuma baktım mesaj, arama, vs. var mı diye yoktu. Oha neden benden haber almamıştı ki. Ben mi aramalıydım acaba diye diye kahvaltımı ettim, okula gitmeyi düşünmüyordum, evde kalsam daha iyi olacaktı, hem Salih herkese yaymıştır olayı biraz üzeri soğusun diye düşündüm. Derken telefon çaldı, nihayet aradın be zalimin kızı diye telefonu elime aldım, iti an çomağı hazırla dedim, Salih’ti arayan. Açtım n’oldu dedim. Aslında bu Salih iyi biri olabilirdi, ona bu kadar kızdığım için kendimden utanmaya başlamıştım, abi iyi misin diye aradım, senin yerine termo’da imza attım, bugün gelme öğleden sonra Rezzan Hoca’nın dersinde de imzayı basarım, yarın görüşürüz dedi. Eyvallah koç, deyip telefonu kapattım. Şu an Salih bana Ayça’dan daha yakın geliyordu. Saatlerce Ayça ha aradı ha arayacak diye bekledim ama ses seda çıkmadı. Gururumdan ben de aramak istemiyordum, çünkü haklı olan bendim. Eski sevgilini buluşmamıza çağırıp bana akıl verdirtmeden önce sorun çıkacağını düşünmen gerekiyordu hanımefendi diye sesli sesli söylendim. Daha cümlem bitmemişti ki telefon çaldı, bu sefer Salih mi acaba diye elime aldığım telefonda Ayça yazısını görünce bir anda ağzımda tükürük kalmadı, kalbimin atım sayısı belirgin şekilde arttı ve bacaklarım hissizleşti. Yani yaşım 10 yaş falan daha büyük olsaydı ya kalp krizi geçirirdim ya da inme inerdi o an. Telefonun ekranına bir süre baktım, birkaç kere yutkunup, en kederli sesimi takınarak alo dedim. N’apıyorsun? dedi Ayça, ne yapayım, evdeyim, az önce kalktım zaten diyerek okula gitmediğimi, halsiz, yorgun ve kötü durumda olduğumu hissettirmek istedim. Görüşelim mi bugün dedi, görüşelim dedim. Hatasını anladı, telafi etmek istiyor, demek ki ilk seksimiz barışma seksi olacakmış ha, diye içim kıpır kıpır oldu. Nerde, ne zaman dedim, umarım bu defa o kılkuyruk gelmeyecek diye ekledim. Bir süre sustu, üzgün olduğunu, pişmanlığını, kendini affettirmek istediğini o 10 saniyelik susuşta yakaladım. Yine dünkü yerde, dünkü saatte olsun mu dedi, daha erken de olabilir okula gitmeyeceğim bugün dedim. Yok yok dünkü gibi olsun, ancak yetişirim ben dedi. O an telefonu kapatmam gerekirdi ama karşımda sanki ezik bir Ayça bulmuş da bunu kullanmak istermişçesine “kararını vermene sevindim, zaten adam olsa dün buluşmaya gelmezdi gerzek” dedim. Tamam görüşürüz deyip aceleyle telefonu kapattı. Bu aceleye anlam veremedim, yoksa Melih yanındaydı, hoparlör açıktı ve ikisi birden beni dinleyip eğleniyor muydu? Ya da beni dövmek için mekana mı çekiyorlardı… Kendi kendime dev bir oha çektim. Yok artık, mafya mı, serseri mi lan bu kız dedim. Ama “ya ben ya o” restini çekmiş olduğum için kendimle gurur duydum, sahiplenen erkek duruşuydu bu. Aferin olm dedim, aferin git gide oluyorsun sen deyip aynada kendime göz kırptım. Hadi ya… Kafenin üst katına çıktığımda Ayça aynı yerde oturuyordu ama bu sefer karşısı boştu. Masanın yanına geldim, ayağa bile kalkmadan hoş geldin dedi. Karşısına oturdum, hayırdır ne bu surat böyle dedim ki hakikaten suratı böyle bir soruyu hak edecek kadar tuhaftı. Fazla uzatmayacağım Erkin, bu ilişki burada bitsin, seni bir daha görmek istemiyorum dedi. Hadi ya… diyebildim, ama 3 aydır yaşadığımız şeyi “ilişki” diye nitelendirmesi hoşuma gitmişti. Yine süzdün mutluluğunu be köftehor deyip masadan kalktım. büyük çoğunluğu size de verir.bkz acı gerçek genellikle yakın arkadaşın ilişkisi bittiğinde arkadaşlığınızın sanki gizli bir sözleşme yapılmış gibi bittiği kişidir, kişi hayatınıza direkt arkadaşınızın sevgilisi olarak girdiyse eğer, yani onunla önceden bir arkadaşlığınız yoktuysa onların ilişkisi bittikten sonra konuşulmaz bir daha genellikle. bu nedendir niye böyledir bilinmez... ilk önce üzgün olduğu için konuşmaya çekinirsiniz, zaman geçsin dersiniz. zaman geçtikten sonra belki de unutmuştur şimdi hatırlatmiyim ona bir daha boşuna dersiniz... zaman geçer öyle bir yerde kalır anılarda. belki eski fotoğraflarda...saçmadır bu yapılan bunu bir gün anlarsınız. kendinize kızarsınız ama yine de hayatınıza aynen kaldığınız yerden devam edersiniz. onun başka biriyle gerçekten mutlu olmasını dilersiniz. öyle üstünü kapatır geçersiniz. eğer önceden bir tanışıklık yoksa yakın arkadaş sayesinde tanışıldıysa ayrılmaları akabinde sizin de arkadaşlığınızı kesmek zorunda kaldığınız olsa aslında olabilir belki ama nedense düzen bu şekilde işliyor. beraberlerken sizinle zerre alakası olmasa da, ayrıldıktan sonra sık sık arayıp sormaya başlayanları da mevcuttur ki muhtemelen arkadaşınızın nasıl olduğunu öğrenmek ya da günah çıkarmak için çok gıcık bir durumdur. misal kendisi bugün sabah saat da arayıp gene kendisini hatırlatmıştır... eğer arkadaşım terkettiyse kendisini nedense her gördüğümde vicdani duygularımı harekete geçiren kişidir. lan bana noluyosa herif terketmiş vicdanlı bi adam da değilim ki. bizzat yakın arkadaşım sayesinde her gün adını duyduğum, hakkında binbir türlü bilgiye vakıf olduğumdur. adamla ne konuştum ne de başka bir şey ama adamla karşılaşsam ve bana kıllık yapsa anında yakarım başını. yok lan yapmam! bunun bi ust modeli sevgilinin yakin arkadasinin eski sevgilisidir. yakin arkadasin eski sevgilisi durumundaki gibi arkadasliginiz kesilebilir. ama yani zaten iyi arkadas olsaydiniz kesilmezdi. demek ki tek gorusme nedeniniz o iliskiymis. valla sırf arkadasımın okuzlukleri sayesinde uzaklastıgım insan geldi aklıma, o lavuga olan nefretin benzerini de bana karsı hissetmesini, aynı duyguları bana karsı duyuyor olmasının acıklamasını tam olarak cozebilmis arkadasın eski sevgilisi yalandır. 4 gun ayni odada barindigim kisidir. kucuk capli bir ticari iliskimizden oturu evime gelmis, hazir gelmisken 3-4 gun de kaliyim demis arkadas. mesafeler uzak oldugundan o da. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.

yakın arkadaşım eski sevgilimle çıkıyor