XLpzguS. Çocuklarımızın günden güne mutlu olabilmeleri için onlara başarısız olma korkularını aşmaları için destek başarısızlık korkusu olduğu zaman, potansiyellerini gerektiği gibi kullanamamakla birlikte, duygusal olarak da oldukça zorlanmaya başlarlar. Zayıf, kırılgan, demotive, yetersiz hisseder ve bir şeyleri denemekten çekinirler.“Başarısızlık” kelimesi, ebeveynlerin duymaktan en çok korktukları kelimelerden biridir. Bu genellikle, hataları cezalandırmaya ve başarısızlığı olumsuz bir şey olarak kodlamaya meyilli eğitim sisteminden yapılmasının sebebi alay, aşağılama ya da reddedilme olduğu zaman, bu bireylerin bazı fırsatları kaçırmalarına sebep olabilir. Sonuç olarak, bu onların büyümelerinin ve fırsatları değerlendirmelerinin önüne şey için savaşacak konumda olmamak, yaşam kalitenizi düşürür ve refahınızın önüne geçer. Bu yazımızda bununla ilgili daha detaylı bilgiler başarısızlık korkusu olduğunu düşünüyorsanız, bu yazımızda bahsedeceğimiz teknikler aracılığıyla ona bunun üstesinden gelmesi için yardım etmenizi Korkusu Olan Çocukların Özellikleri Stres Anksiyete Depresyon Kendini soyutlama Düşük özgüven Yapıcı da olsa eleştiriye karşı toleranssızlık Bağışıklık sistemi depresif bir hal aldığı için yetersiz savunma Düşünce ve duyguları ifade etmekten ve harekete geçmekten korkma Başarısızlık korkusu çocuklarda çok kolay bir şekilde fark edilebilir. Genellikle yaptıkları şey yüzünden yargılanmaktan ya da reddedilmekten korkarlar. Bunun sonucunda, oldukça tedbirli davranırlar ve diğer insanlarla ilişki kurmaktan birlikte, başarısızlık korkusu çocukların rahatsız hissetmelerine ve belirli şeyleri yaparken gerilmelerine sebep aile ortamında, yaptıkları hatalar yüzünden cezalandırılıyorlarsa sindirilmiş hissederler ve bu da zamanla ebeveynlerine güvenmemelerine sebep olur. Bu aile ilişkilerinde ciddi bozulmalara yol başarısızlık korkusu risk alma, dünyayı keşfetme fırsatı elde etme ve gelişmenin önüne geçer. Bundan dolayı, oldukça zayıf tecrübeler çocuk başarısız olmaktan korktuğu için bir şeyler yapmayı reddedebilir. Bu güvencesizlik ve özgüvensizlik çocuğun hayatının büyük bir kısmını etkisi altına Başarısızlık Korkusu Neden Oluşur? Mükemmeliyetçilik İlgi Eksikliği Ebeveynlerin çocuklardan beklentileri Fiziksel ve psikolojik istismar aşağılama, ceza, dayatmalar vs. Ebeveynler çocuklarını her konuda mükemmel olmak için zorladıkları zaman, onlar için bir yanılsama yaratırlar ve onları dengesiz bir psiko-duygusal sağlığa sahip olmaya yazık ki, medya da çocuklarda ve toplumun genelinde bir başarısızlık korkusunun yayılmasına sebep mı? Başarısız insanların kötü göründükleri, prestij sahibi olmadıkları, sosyal çevrelerinin olmadığı, az sayıda beceriye sahip oldukları ya da doğrudan beceriksiz oldukları, kısacası; zavallı oldukları imajını reddetme tamamen bununla ilgilidir. Ayrıca, başarılı insan kavramı materyal bir kavramdır ve geçici reklam ve ticaret dünyası tarafından bizlere empoze Korkusunun Üstesinden Gelebilmek İçin StratejilerBaşarısızlık dünyanın sonu değildir. Başarısızlık ya da hata yapmak, size gelişmenize yarayan imkanlar sunar, analitik kapasitesinizi artırır, ders almanızı ve bir şeyleri düzeltmenizi sağlar ve hayatınızda çok daha güçlü ve bilge bir şekilde korkularının üstesinden kendi başlarına gelmeleri gerektiğini öğretmelisiniz. Fakat bununla birlikte, ebeveynlerinin onlarla ilgilendiklerini, onlara tavsiyelerde bulunabileceklerini ve onları desteklediklerini de öğretin. Bu açıdan, onların kapasitelerini güçlendirmeli, onları yönlendirmeli, güvende hissetmelerini sağlamalı, saygı ve anlayış göstermelisiniz. Ayrıca onlara sürekli, başarısızlıkların üstesinden gelinebileceğini ve başarısızlığın her zaman kötü bir şey olmadığını da öğretin. Çoğu hata ardından hoş anılar değiştirebilecekleri şeyleri gösterelim ve kendi başlarına değiştiremeyecekleri şeyler konusunda yardımcı olalım. Bu sayede, yaftalanan “zavallı” ya da “başarısız” insan etiketlerinin bizi tanımlamadığını ya da hayatımız boyunca üzerimize yapışmadığını daha kolay bir şekilde Yardımcı Olmanın Yolları Çabalarını takdir edin. Örneğin, sınavda en yüksek notu almadılarsa dahi, çok fazla çabaladıklarını bilin, bu çabalarını takdir edin ve bir sonraki sınavda daha iyi not almak için onları motive edin. Koyduğunuz hedefler gerçekçi ve uygun olmalı. Onları eğiterek, kendi kapasiteleri dahilinde ölçülebilir, mantıklı ve başarılabilir hedefler koymaları için destekleyin. İstikrar çok önemlidir. Onları direnmeleri, ilk hata ya da başarısızlıkta görevlerinden ve hedeflerinden vazgeçmemeleri yönünde eğitin ve yüreklendirin. Ebeveynler çocuklara örnek olmalıdırlar. Ebeveynlerin çocuklar üzerindeki etkisi oldukça büyüktür. Çocuklar, özellikle de küçük yaşlarda, ebeveynlerini örnek alırlar ve onları rol model belirlerler. İstediğiniz şey ve beklediğiniz sonuç konusunda onlara örnek olmuyorsanız, onlara bir şeyler öğretmek, onlardan az çok bir şeyler talep etmek imkansızdır. Onların içine korku duygusunu işlemeyin. Çok fazla üstlerine titremeyin. Başarısızlık korkusu yaratmamak adına, sorunları ve zorlukları görmezden gelmemeli, onlar için hemen hemen her şeyi yapmamalısınız. Onları kendi kendilerine yetebilecekleri şekilde otonom bireyler olarak yetiştirmek daha faydalı olacaktır. Her şeye izin vermek de düşmanınızdır. Çocuklar, hangi yaşta olurlarsa olsunlar, onlara zorlu görevlerde yardımcı olacak bir rehbere, rol modele ve örnek olacak birine ihtiyaç duyarlar. Onların rol model ve rehberi ebeveynleridir. Her şeyi evin dışında öğrenmelerini beklemeyin. Onlara öncelikli olarak evde eğitim vermelisiniz. Unutmayın, eğitim evde başlar. İlginizi çekebilir ... Anne-babanın yanlış tutumu korkuları kaygı ve korkularını, anne-babanın yanlış tutumu belirliyor. Çocuğun korkusunu ciddiye almamak, onu dinlemek ve sakinleştirmek yerine sorunu görmezden gelmek çocuğun kaygılarını artırıyor. İşe giden bir anne- babanın akşam döneceğini söylemek yerine birden ortadan kaybolması çocukta büyük endişeye yol açıyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk Ergen Psikiyatri Uzmanı Mine Elagöz Yüksel, çocukların korku ve kaygılarının ortaya çıkmasında ebeveynlerin yanlış tutumların etkili olduğunu söyledi. Korku ya da kaygının tıpkı mutluluk, üzüntü, öfke gibi normal bir his olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, “Biz büyükler gibi çocuklar da kimi zaman özellikle yeni veya bilinmeyen nesnelerden/ durumlardan korkarlar. Özellikle 2 yaş sonrası çocukların çevrelerini ve bununla beraber büyüklere göre yetersizliklerini daha fazla algılamaya başlamaları ile beraber korkuları da artar. Ancak büyüklerin aksine özellikle okul öncesi dönem çocukların gerek kendini ifade etmekteki yetersizlikleri, gerek hayal dünyalarının zenginliği, gerek zihinlerinde soyut kavramları bütünüyle algılayamamaları korkularıyla “normal” olarak baş edememelerine sebep olmaktadır” diye konuştu. Tırnak yeme belirti olabilir Mine Elagöz Yüksel, “Çocuğun kaygı duyduğu, çoğu zaman korktuğunu dile getirmesiyle net olarak anlaşılabileceği gibi kimi zaman tırnak yeme, okula gitmek istememe, inatçılık, içe kapanma ve hatta karın ağrısı gibi dolaylı belirtiler ile de karşımıza çıkabilir” uyarısında bulundu. Çocukların yabancı bir kişi, yüksek ses, hayvanlar, havuz gibi var olan durumları tehdit olarak algılayabildiklerini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, şunları söyledi “Çocukların hayal dünyaları oldukça zengindir Korsanlar, canavarlar, uzaylılar onları sıkça hayallerinde ziyaret ederler. Hayatlarında onlara endişe verecek olaylar yaşanıyor olabilir Ayrılık, tıbbi müdahale, taşınma vb. Okul öncesi dönem çocukları oldukça kolay etkilenebilmekte olup ailenin ve arkadaşlarının korkuları kendisine “bulaşabileceği” gibi televizyon karakterlerinden, abla/abilerinin korkutmalarından etkilenebilirler. Bununla beraber şahit oldukları belki sadece duydukları bir şey korkmalarına sebep olabilir. Korkular zaman zaman şiddetlenebilir, örneğin en sık yaşanan korkulardan biri olan ayrılık anksiyetesi 1-3 yaş arası en yoğun olmakla beraber, daha büyük yaşlarda da okula başlama, farklı bir yerde konaklama gibi tetikleyiciler ile tekrar başlayabilir.” Çocukların korkularıyla alay etmeyin Ailelerin istemeden bazı yanlışlarla çocuğun kaygısını arttırdıklarını vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, “Bir ebeveyn korkuyu bir zayıflık belirtisi olarak görebilir, bunun sonucu alay etme, küçümseme olabilir, örneğin Erkek adam korkar mı?’ söylemlerine rastlamaktayız. Ailelerin çocuğun kaygıları nedeniyle ağlamasına tahammül edememeleri, sabırla beklememeleri sık karşılaştığımız bir durum. Mesela ayrılma korkusu yaşayan çocuğun ailesinin ayrılırken örneğin işe giderken döneceklerini söyleyerek vedalaşmak yerine bir anda ortadan yok olması daha sonra çocuğun kaygılarının artmasına neden oluyor” diye konuştu. Hemen müdahale etmeyin Kimi ailenin çocuğu korkutarak söz dinlemesini sağlamaya çalıştığını, kimi ailenin ise kendi korkuları nedeniyle çocuklarını oldukça sakınarak yetiştirmeye eğilimli olabilidiğine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel “Örneğin korktuğunu ifade etmeyen ve ağlamayan bir çocuğa korkmuştur diyerek müdahalede bulunulabilir. Her iki yaklaşım da çocuklarda kaygıyı arttırabilir. Çocuk her problem yaşadığında müdahale edilmemeli, yardım talep etmesi beklenmeli ve çocuk yapabileceği şartlarda desteklenmelidir. Çocuğa dini eğitim yaşına uygun verilmelidir, örneğin soyut kavraması yeteri kadar gelişmemiş bir çocuğa cinlerden bahsetmek yahut korkulu masallar anlatmak kaygının artmasına neden olabilmektedir” uyarısında bulundu. Korkan çocuğa nasıl yaklaşılmalı? Her çocuğun farklı ve özel olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, çocuğun korkuyla başa çıkmasında kullanılacak yöntemleri de şöyle sıraladı “Bazı çocuk korkmaya daha yatkın olurken bazı çocuk daha cesaretli ve atılgan olabilir. Öncelikle aile çocuğa saygı duymalı ve onu kabullenip beklentilerini çocuğa göre ayarlamalıdır. Korkusu olan çocuğu zorlayarak ya da ısrar ederek korkuyla yüzleştirmeye çalışmak genellikle korkunun artmasına ya da yer değiştirmesine neden olur. Örneğin yabancı bir çocuktan ya da büyükten korkmuş bir çocuk onunla tanışmaya /oynamaya zorlanmamalıdır. Çocuğun alışması için gözlem yapmasına olanak sağlamak yeterli olabilir. Sarılmak, sırtını okşamak gibi fiziksel temaslar çocuğu oldukça rahatlatacaktır. Sakin bir ses tonu kullanarak korktuğunu anladığınızı gösterebilirsiniz. Çocuğun anlaşıldığını hissetmesi kendini ifade etme isteğini de arttıracaktır. Korkusu olan çocuğa ağlama’, geçer’ ya da korkma’ demek fayda etmez.” Kaygıları yatıştıran en önemli unsurun düzenli ve tahmin edilebilir bir hayat olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, “Bu nedenle değişik bir yere gidileceği zaman önceden haber vermek, o yeri anlatmak, belki yanında çok sevdiği bir oyuncağını da bulundurmak faydalı olabilir. Unutmamalıyız ki çocukların hayal dünyası kullanabildikleri kelimelerden daha geniştir. Bu nedenle bazen çocuğun yerine korkuyu adlandırmak gerekebilir. Çocukların yaşları küçüldükçe oyun konuşmaktan daha etkili olabilir. Bol kahkahalı saklambaç, ce-e gibi oyunlar ayrılık kaygısını yenmekte faydalıdır” diye konuştu. Oyun yöntemi kullanılabilir Ailenin de hayal dünyasını kullanması gerekebildiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, “Örneğin şimşeklerden korkan bir çocuğa, bu şimşekleri bir kralın yarattığı bir hikaye anlatılabilir. Ya da canavarlardan korkan bir çocuğun eline “canavarsavar” verilebilir. Özellikle yaşanan bir olay sonrası başlayan korkularda bebeklerle- peluş oyuncaklarla kurulan canlandırmalar, yaratılan hikayeler çocuğun korkusunu atlatmasına yardımcı olacaktır. Bunlarla beraber çocuğun televizyonda izlediği içeriğin ailenin kontrolünde olması, etkilenebileceği içeriklerden uzak tutulması gereklidir” uyarısında bulundu. Hayatının akışı etkileniyorsa uzmana danışılmalı Okul öncesi dönem korkularının çoğunun gelişimsel olarak normal kabul edildiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, çocuğun hayatının akışı etkilendiğinde mutlaka uzmana danışılması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı “Eğer ebeveynleri bu durumun normal olmadığını hissediyorsa, çocuğun bir travma sonrasında 1 ay geçmesine rağmen etkilenmesi devam ediyorsa, korkuları çocuğun arkadaş edinmesini engelliyorsa, okula gitmesine engel oluyorsa, uykudan uyanma, gün içi başka davranış problemleri yaşanıyorsa profesyonel yardım almakta fayda olabilir. Öncelikle bir çocuk-ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından durumun saptanması ve sebeplerinin araştırılması önemlidir. Örneğin okul reddinin altta yatan nedeni, okulda yaşanan bir durum olabileceği gibi ayrılma kaygısı da olabilir. Okul öncesi dönem korkularının tedavisinde sebebe yönelik aile eğitimi ve çocukla terapi ön plandadır.” Sayfa içeriğinde yer alan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. İlgili sayfada tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren öğeler yer almamaktadır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz. 29 Eylül 2021 Pedagog Zeynep Şimşek 3-5 yaş aralığı korkunun en yoğun görüldüğü dönemdir. Bu dönemde canavar, hayalet, yaratık, karanlık, yalnız kalma, gök gürültüsü, yüksek ses, sesli mekanizmalı oyuncaklar gibi somut unsurların ağırlıkta olduğu korkular yaşanırken, 6 yaş sonrasında daha soyut korkular yaşanabilir; böcek korkusu, hayvan korkusu, sosyalleşme, okul korkusu, başarısızlık, kalabalık ortam vb. gibi … Devamını Oku YAPIN Sakin olun ve dinleyin. Korkusuyla ilgili konuşmasına izin Maddeleri Oku YAPMAYIN Asla korkusuyla alay etmeyin. “Korkacak bir şey yok.” diyerek Maddeleri Oku Bir önceki yazımız olan ÇOCUĞUM ÇOK YALAN SÖYLÜYOR başlıklı makalemiz 3 yaş çocuğu yalan söyler mi, 3 yaş yalan söyleme ve 4 yaş çocuğu yalan söyler mi konularından bahsediyor, okumanızı öneririm. 1 yaş korkuları, 10 yaş çocuğun gece korkusu, 10 yaş korkuları, 12 yaş çocuğun gece korkusu, 12 yaş erkek çocuğu korkuları, 12 yaş korkuları, 2 yaş bebeklerde korku, 2 yaş çocuğun korkuları, 2 yaş karanlık korkusu, 2 yaş korkuları, 2 yaş sendromu korku, 3 yaş çocuğun gece korkuları, 3 yaş çocuğun korkuları, 3 yaş korkuları, 3 yaşındaki çocuğun korkması, 4 yaş çocuğu korkuları, 4 yaş korkuları, 5 yaş çocuğun gece korkusu, 5 yaş korkuları, 5 yaşındaki çocuğun korkuları, 6 yaş çocuğun gece korkusu, 6 yaş korkuları, 6 yaşındaki çocuğun korkuları, 7 yaş çocuğunun korkuları, 7 yaş korkuları, 7 yaşındaki çocuğun gece korkuları, 8 yaş korkuları, 9 yaş korkuları, ani seslerden korkmak neden olur, bebeklerde ani korku, bebeklerde gece korkusu, bebeklerde karanlık korkusu, bebeklerde korku, bebeklerde korku neden olur, bebeklerde yalnız kalma korkusu, bebeklerin yüksek sesten korkması, çocuğuma birşey olacak korkusu, çocuğun anneden korkması, çocuğun babadan korkması, çocuğun gece korkması, çocuğun gece uykuda korkması, çocuğun gölgeden korkması, çocuğun hayalet korkusu, çocuğun herşeyden korkması, çocuğun korkularını yenmesi, çocuğun rüyada korkması, çocuğun rüyasında korkması, çocuğun sesten korkması, çocuğun sudan korkması, çocuğun uykuda korkması, çocuğun uyurken korkması, çocuğun yabancılardan korkması, çocuğun yalnız kalma korkusu, çocuğun yalnız yatma korkusu, çocuğun yüksek sesten korkması, çocuk ve korku, çocuklar için korku, çocuklarda böcek korkusu, çocuklarda gece korkusu, çocuklarda karanlık korkusu, çocuklarda kaybetme korkusu, cocuklarda korku, çoçuklarda korkuyu yenmek, çocuklarda okul korkusu, cocuklarda olum korkusu, çocukların korkuları, çoçukların uykuda korkması, çocukluk çağı korkuları, çocukluk dönemi korkuları, çocukluk korkuları, ergenlerde gece korkuları, ergenlerde korku, evladını kaybetme korkusu, gece yalnız yatma korkusu, hamilelikte bebeği kaybetme korkusu, karanlık korkusu neden olur, korkan çocuklar, korku çocuk, okul öncesi dönemde korkular, sesten korkan bebek, sinek korkusu, sürekli çocuğuma birşey olacak korkusu, tek başına yatamama korkusu, yalnız yatamama korkusu, yetişkinlerde anneyi kaybetme korkusu, yetişkinlerde gece korkusu neden olur, yüksek sesten korkan bebek Soru Sürekli korkuyorum diyor Aslında sorumu doğru yere sorup sormadığımı bilmiyorum ama seçeneklerde çocuk piskolojisi diye bir şık yok. Şimdiden teşekkür ederim soruma verdiğiniz yanıtlar için . 22 aylık bir kızım var ve şu son 1 haftadır çok sık olmakla birlikte özellikle korkuyorum pek önemsemedim ama Dün o mutfakta bense salondayken sürekli bana seslenerek anne korkuyorum dedi önce önemsemedim ilgi çekmek için olduğunu düşündüm ancak mutfağa gittiğimde sandalyenin dibine çokmüş ve oyuncağına sarılmış olduğunu bir durumda ne yapmam uygundur nasıl bir yaklaşım takınmalıyım? Bu Soruya Doktor Cevabı Gönder Değerli Ziyaretçilerimiz ve Anne Adaylarımız. Sizler tarafından tarafımıza bir çok soru gelmektedir. Özelden gönderdiğiniz mesajları hızlı takip edemiyoruz ve moderatörlerimiz göremiyor. Soru ve sorunlarınızı lütfen forum bölümünden bizlere iletin ki hem moderatörlerimiz hem de uzmanlarımız rahatlıkla takip edip cevaplayabilsin. ANNEMCE FORUMA GİTMEK İÇİN TIKLAYIN Çocuğunu Kaybetme korkusu gibi hayalleri kurmak için belli bir neden gerekmez. Her an hayatımızı paylaştığımız eşimiz için korkarız. Gittikçe yaşlanan, bizi koruyan ve büyüten anne ve babalarımız için endişeleniriz. Ama yaşayabileceğimiz en büyük kabus henüz küçük ve korumasız olan, hayatı yaşamayan bebeğimizi kaybetme korkusudur. Uzmanlar birçok annenin sevdiklerini sıkıca tutmak istediklerini, onları sevgileriyle kuşatıp, kötülüklere karşı koruyabileceklerini sandıklarını belirtiyor. Onlara göre korku mantıksız bir duygu değildir. Birçok anne kendi kendine “Dikkatli olmalıyım, çocuğumu gözümün önünden ayırmamalıyım. Kendisine bakamadığı sürece ondan ben sorumluyum”, diye kendi kendilerine tembih edip dururlar. Uzmanlar “Çocuklarımızı sürekli kontrol altında tutamayız. İnsan olarak bunu yapabilecek durumda değiliz. Ama biz bunu kabul etmek istemeyiz. Çünkü modern ve teknolojik açıdan gelişmiş olan toplumumuz, Biz her şeyle baş edebiliriz’ diye kendini kandırıyor”, diyor. Eskiden elimizde olmadan meydana gelen olaylara “kader’ derdik. Ama günümüzde, artık kadere inananların sayısı gittikçe azalıyor. Güven duymalısınız Bu kaybetme korkusunun ne kadar yoğun yaşandığı kişinin hayat tecrübelerine ve psikolojik durumuna bağlıdır. Sevgi dolu bir ailede yetişen ve korunan biri hayata daha kolay güvenir. Ama küçükken ailesinin kendini sevip sevmediğinden emin olmayan ve boşanma tecrübesi yaşamış olan bir anne, insanlara ve dünyaya güvenmekte zorluk çekebilir. Tıpkı her şeyden korkan bir anne tarafından yetiştirilmiş bir kadının, tehlike her yerdedir’ mesajını benimseyip, hiçbir şeyden emin olamaması gibi. Koruyucu bir toplum, çocuğumuza karşı duyduğumuz endişeleri hafifletir. Uzmanlara göre, dışarısının güvenilir ve emniyetli olduğunu bilen bir anne, çocuğunu kolayca başkalarının sorumlulukları altına verebilir örneğin; öğretmene, okula ya da yuvaya. Bunu bilmek annenin korkusunu azaltır. Korkuyu yenebilirsiniz Günümüzde aile bağları şekil değiştirmekte. Birçok kişi meslekleri uğruna aile ve arkadaşlarını bırakıp, bir başka yerde yaşamak zorunda kalırlar. Geniş ailelerin de nesli tükenmektedir. Uzmanlar, “Bu yalnızlık duygusu nedeniyle kadınlar kendilerini sürekli birlikte oldukları eşlerine ya da çocuklarına adarlar. Bu da endişe ve korkuları artırır. Bu nedenle de birçok anne çocuğunu biraz özgür bırakıp, kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacağı yerde onu tamamen kısıtlar,” dedi. Sorumluluk duygusu ve aşırı koruyuculuk arasındaki dengeyi bulmanın mümkündür. Bunun için çocuklarıyla arkadaş olan annelerle iletişim kurumak, onlara sorular yöneltmek, fikir alışverişinde bulunmak yeterlidir. Onlardan, sizin eğitim şeklinizi eleştirmelerini isteyin. Ama her şeyden önce kaybetme korkusunu yenmelisiniz. Korku, gizlendiği sürece artar. Bu nedenle korkularınızı açıkça dile getirin. Onları içimizde saklamaktansa, hakkında konuşmak sizce de daha mantıklı değil midir? Gerçekleri olduğu gibi kabul edin Uzmanlara göre gerçekleri olduğu gibi kabul etmek ve onlara mantıklı tepkiler vermek gerekir. Böylece olacaklar daha kolay bir şekilde kabul edilir. Çocuğunun balkondan aşağıya düşeceğini hayal eden bir anne, balkon kenarındaki koruyucuları düşünerek rahatlayabilir. Önemli olan çocuğumuzun ne kadar sorumluluk sahibi, kendine güvenen ve başarılı bir birey olduğunu hatırlamak ve bunları gözümüzün önünde canlandırmaktır. Örneğin; merdivenleri tek başına inip çıktığı, sokakta bisikleti ne kadar iyi kullandığı, son muayenede doktorda ne kadar uslu olduğu gibi. Anneler aşırı koruyucu bir tutum sergileyip, çocuğun hayatını yaşamasını engellemek yerine, ona yeterli bir sorumluluk duygusu kazandırarak, kendi hayatını yaşamasına izin vermeliler. Hislerinizi saklamayın Mantık, kaybetme korkusunu yenmek için tek başına yeterli değildir. “Çocuğumu serbest bıraktığım halde, emin ellerde”, diyebilmeliyiz. Amacımız bu olmalı, çünkü başka bir şansımız yoktur. Kâbusların nedeni her zaman kaybetme korkusu değildir. Bazen de neden, ilişkilerden kaynaklanan olumsuz duygulardır. Bunlar annenin varlığını kabul etmek istemediği duygulardır. Anne, çocuğuna kızınca, çocuğu çok bağırınca sinirlerini bastırır. Kendine zaman ayıramadığı için üzgün olduğunu kabul ederek, anneliğine ihanet ettiğini, iyi bir anne olamadığını sanır. Haydi, o zaman, içinizde olan bu olumsuz hisleri dışarıya vurun… Annelerin çocuklarına karşı hissettikleri bu olumsuz duygular çok normaldir. Bu nedenle anne bu duygulan hissetme hakkına sahiptir. Eğer bunları bilinçli bir şekilde yaparsa, kabusları son bulur ve bir daha görünmez. Beyninizde canlandırdığınız bu şiddet resimlerinin nedeni ne olursa olsun, onlardan kurtulmaya çalışın. Yoksa peşinizi bir daha bırakmazlar. Çocuğunuz yanınızda ya da güvende olduğu halde kabus görmeye devam eder, aşırı koruyucu tutumunuzu sürdürür ve korkularınızı tek başınıza yenemezseniz, bir psikoloğa danışmalısınız. Çocuğunuz büyüdükçe ve geliştikçe korkular da azalmaya başlar. Ama kaybetme korkusu tam anlamıyla hiçbir zaman kaybolmaz. Özellikle de sevdiğimiz ve sevmesini bildiğimiz sürece. Sağlıcakla Kalın. Beğendiyseniz Yıldız Vermeyi Unutmayın!

sürekli çocuğuma birşey olacak korkusu