Çanakkale Kahramanları İle İlgili Afiş. 2 sene önce. Çanakkale Savaşı ile bu ülkenin evlatları büyük bir direniş gösterdi. Düşmanın ülkemiz topraklarına ayak basmasına izin vermedi. Çanakkale Savaşı sırasında birçok kahramanlığa şahit olduk. Kınalı Hasan, Seyit Onbaşı, Meçhul Asker gibi birçok kahraman Türk
YalovaGazeteleri Haber Sitesi - Arama saat-takvİm
0 18.03.2021 376. Okulumuz bünyesinde, 18 Mart Çanakkale Zaferi anısına öğrencilerimiz tarafından yapılan eserlerin sergilendiği 18 Mart Afiş Sergisi, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcımız Sayın İsmail KILINÇ ve Ticaret İl Müdürümüz Sayın Adem ÖZCAN'ın teşrifleriyle ziyarete açılmıştır. Eserler ile tek tek
İstanbul Havalimanı, “Dinle Yolcu” isimli projeyle Çanakkale Zaferi’nin 106. yıldönümünü yolcularıyla birlikte kutladı. İstanbul Havalimanı, Çanakkale’yi geçilmez kılan ve istiklâl mücadelemize zemin hazırlayan destansı mücadeleyi günümüze taşımak amacıyla “Dinle Yolcu” isimli projeyi Çanakkale Zaferi’nin 106. yıldönümünü vesilesiyle hayata geçirdi.
18 MART ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ İLE İLGİLİ ÇİZİMLER. 18 Mart Çanakkale Zaferinin 105. yıl dönümü yaklaşırken konu ile ilgili birçok ilimizde etkinlikler resim yarışmaları ve sergileri düzenlenmekte. Bizde sizler için yapacağınız resim ve çizimlerde fikir oluşturması amacıyla 18 mart ile ilgili çizimler ‘den
Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 101. Yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 101.
KDJDhLx. Tayfun ÇAVUŞOĞLU / Makale İçeriğinden Başlıklar1 PES DOĞRUSU TSK Afişlerinde Mustafa Kemal’e Yer Yok2 Çanakkale 1915, Mustafa Kemalsiz anlatılamaz…3 Tam 15 General, Bir Kurmay Albaya Karşı…4 İşte İsim isim, O generaller General Baldvin öldü, Cooper ağır yaralandı5 Albay Mustafa Kemal in emrinde kaç tümen Tayfun Bunu paylaş İlgili Toplam 11,820 , Bugün 7 Okuma 1950’li yıllardan buyana aralıksız devam eden kafa karıştırma operasyonlarının ne derece etkili olduğunu artık çok net gözlemliyoruz. Çanakkale Zaferi anma programları ve zafer kutlamaları, Çanakkale 1915 – Yalanlar, İftiralar, Polemikler’ 1 kitabım ikinci baskıya hazırlanırken gerçekleşti. Bir kez daha gördük ki, bazı siyasi/bürokratik kesimler Çanakkale Savaşı ile Mustafa Kemal adını yan yana anmamak için çok çok özel çaba harcıyor. Bunlara son yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı önderlik ediyor -artık gelenek haline geldi- 18 Mart haftasındaki Cuma hutbesinde bu yıl da Mustafa Kemal’in adı anılmadı. PES DOĞRUSU TSK Afişlerinde Mustafa Kemal’e Yer Yok Ve gerçekten inanılmaz bir gelişme daha yaşandı… Genelkurmay’ın 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi afişlerinde, Mustafa Kemal Atatürk’e yer verilmedi… Bu afişler TSK’nın web sitesinde yayınlandı. Genelkurmay’ın “Mustafa Kemalsiz Çanakkale Zaferi” afişleri, “Bugünleri de mi görecektik?” manşetine konu oldu. Sözcü Gazetesi, 18-3-2017 Çanakkale’den Mustafa Kemal’in adını silmeye, 18 Mart’taki zafer törenlerinde adını ısrarla gözden kaçırmaya çalışanlar, bu tavırlarına eskiden beri “törenlerin deniz zaferi ile ilgili olduğu” gerekçesini dayanak yapmaya çalışıyorlar. Oysa 18 Mart’taki deniz savaşı ile 24-25 Nisan’da başlayan kara savaşları zincirleme gelişmelerdir. Çanakkale Savaşı bir bütündür. 18 Mart’taki deniz savaşı öncesindeki 3 Kasım ve 19-25 Şubat bombardımanları da Çanakkale Savaşı’nın içindedir. Düşmanların tası tarağı toplayıp Gelibolu’dan kaçtığı gece de… Üstelik 18 Mart Deniz Savaşı’nda, “Mustafa Kemal denizci değil, bu nedenle kesin orada değildir” zannedenlere, bunu böyle yazıp çizenlere kötü bir haberim var maalesef… Aynı zamanda Eceabat Maydos Bölgesi Kuvvetleri Komutanı olan 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal, 18 Mart 1915’teki deniz savaşı sırasında tabii ki Gelibolu yarımadasındadır ve üstelik o gün itibarıyla bağlı bulunduğu Müstahkem Mevkii Komutanı Albay Cevat [Çobanlı] Bey’le birlikte, bölgesinde alınmış tedbirleri incelemektedir. Cevat Bey’in yokluğunda Müstahkem Mevkii Komutanlığını da Selahaddin Adil Bey yürütmektedir. İsteyen Cevat Bey’in, ikna olmak için yeterli bulmayan, Selahaddin Adil Bey’in anılarına bakar. 18 Mart günü, kim neredeymiş görür. 18 Mart 1915 savaşının adı deniz savaşıdır ama iki donanma arasında geçmez. Müttefik donanması, Boğazın iki yanındaki Türk topçusunu susturup Çanakkale Boğazı’ndan serbestçe geçip başkent İstanbul’a gitmek ister, hem topçu hem de mayınlar buna müsaade etmez. Düşman bakar ki, donanmanın denizden geçebilmesi mümkün olmuyor, tabyaları karadan ele geçirip çünkü tabyalardan top atışı altında mayın temizliği imkânsızdır Boğazı donanmaya açmak için kara harekâtına girişir. Deniz harekâtının da, aynı donanmanın sahile çıkan müttefik askerlerini bombardımanla desteklediği kara harekâtının da nihai amacı Çanakkale Boğazı’nı İstanbul’a doğru dümen tutacak müttefik filosuna açmaktır. Bu nedenle o bölgedeki savaşı, deniz-kara diye birbirinden ayırmanın kendi içinde mantığı yoktur. Tek kalemde Çanakkale Savaşı ifadesi, tümünü içine alır. Her yıl 18 Mart’ta tören yapılmakla birlikte, organizasyonlar Çanakkale Zaferi adı altında deniz-kara savaşlarının tümü için düzenlenmekte, on binlerce aziz şehidimiz topluca anılmaktadır. Hatırlayınız… Çanakkale Zaferi anmalarında hep 250 bin şehitten söz edilir… Bu rakam toplam savaş kaybıdır… Sayısı biraz aşan Mehmetçik ve subay savaş meydanlarında şehit düşmüştür… Yaralılar, hastalıktan yaşamını kaybedenler, kaçaklar, esir düşenler… Genel toplam böylece 250 bine ulaşıyor Oysa 18 Mart Deniz Savaşı sırasında şehit düşen Osmanlı askeri sayısı sadece ve sadece 93’tür… Demek ki… Eğer 250 bin şehitten söz ediyorsanız…. Kasım 1914’ten Ocak 1916’ya kadar, Çanakkale Savaşları’nın tümünü ele alıyorsunuz demektir… İşte tam da bu nedenle, Çanakkale 1915, Mustafa Kemalsiz anlatılamaz… Adı zikredilmeksizin anlatılırsa eksik olur, yanlış olur, yalan olur, çok büyük haksızlık olur… Mustafa Kemal’in savaşın başında yarbay olan rütbesinin 25 Nisan’da başlayan kara savaşlarının beşinci haftasında haziran albaylığa yükseltildiğini ve 1 Haziran’dan itibaren yaklaşık 7,5 ay daha sürecek savaşın sonuna kadar birliklerini kurmay albay rütbesiyle yönettiğini ısrarla görmezden gelme gayretine girenlerin adını mecburen anmak zorunda kaldıklarında da hep “Yarbay Mustafa Kemal” ifadesini ön plana aldıklarına dikkatinizi çekerim… Çünkü bu ifadeye de düşük rütbeli bir subaydı diye gizli bir anlam yüklemeye çalışırlar. Halbuki gözden kaçırdıkları detaylar var. Osmanlı döneminde askeri rütbeler ve o rütbelere karşılık gelen askeri kuvvetlerin büyüklüğü, bugünkünden biraz farklıydı. Örneğin Osmanlı ordusunda orgenerallik yoktu. Generallerin rütbe sıralaması, mirliva tuğgeneral, ferik tümgeneral, 1. ferik korgeneral ve müşir mareşal olarak sıralanıyordu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bugünkü çağdaş yapısında ise ordu komutanlığı için orgeneral, kolordu komutanlığı için korgeneral, tümen komutanlığı için tümgeneral, tugay komutanlığı için tuğgeneral rütbesinde olmak esastır. Bugün TSK’da albaylar alay komutanı, yarbay veya binbaşılar ise tabur komutanıdır. Bölüklere de yüzbaşı veya üsteğmenler komuta eder. Gelibolu yarımadasına çıkan İngiliz-Anzak ve Fransız birliklerinde daha 1915’te rütbe-birlik düzeni, aynen bugünkü TSK gibidir. Dolayısıyla Ağustos 1915 itibarıyla Çanakkale’deki müttefik birliklerine baktığımızda, kolordu komutanlarının korgeneral, tümen komutanlarının tümgeneral, tugay komutanlarının tuğgeneral olduğunu görürüz. Daha alt rütbelerde de komuta düzeni bugünküyle neredeyse aynıdır. Osmanlı’nın ordu düzenine gelince.. O yıllarda uygulanan Rütbelerin İndirilmesi Kanunu Tasfiye-i Rütep, yaşlı paşaların orduyla ilişiğinin kesilmesi ve savaş kayıplarının da etkisiyle durum farklı… 1915’te Çanakkale’deki Türk ordusunda yüzbaşı ve binbaşılar genellikle tabur komutanı olarak karşımıza çıkar ama bazen alay komutanı binbaşılara da rastlarız. Alaylara genellikle yarbaylar komuta eder, yapılaşmada tugaya ender rastlanır, tümen komutanlıklarını da yarbay ve albaylar yürütür. Kurmay albay ve tuğgeneraller mirliva ise kolordu komutanı olarak karşımıza çıkar. Çanakkale’de tuğgeneral, tümgeneral ve mareşal müşir rütbesinde paşalar, ordu komutanı olarak görev yapmıştır. Tam 15 General, Bir Kurmay Albaya Karşı… Şimdi gelelim asıl can alıcı bilgiye… Müttefiklerin Akdeniz Sefer Kuvveti Başkomutanı Ian Hamilton ve Genel Karargâh Kurmay Başkanı General Sir Walter Pipon Braithwaite Ağustos 1915’teki Suvla çıkarması ve müttefik taarruz harekatını da baştan sona takip etmiş, yer yer müdahalelerde de bulunarak etkili olmaya çalışmışlardır. Anafartalar Grubu’nu oluşturan 3 kolorduya yani bir ordu düzeyindeki birliklere komuta eden Mustafa Kemal’in rütbesi kurmay albaydır ama örneğin 9-10 Ağustos’ta Conkbayırı ve Anafartalar’da Mustafa Kemal’in karşısına çıkan düşman kuvvetlerinde General Ian Hamilton ve Braitwait’e ilave olarak 13 general daha sahada bulunmaktadır. İngilizlerin 6 Ağustos’taki Suvla çıkarmasıyla başlayan 7-8 Ağustos’taki çatışmaları, Anafartalar Grubu’nun yeni çıkanlar ile mevcuttaki Anzak ve İngiliz birliklerine karşı giriştiği 9-10 Ağustos’taki efsane taarruzların detaylarını, birliklerin harekat düzeni ve konumları incelendiğinde çok çarpıcı bir tablo ortaya çıkıyor. İşte İsim isim, O generaller Anafartalar Grubu Komutanı Albay Mustafa Kemal’in emrindeki birliklerin perişan ettiği İngiliz, Anzak ve Hint birliklerinin komuta kademesindeki generaller, görev yerleri ve rütbeleriyle şöyle 9. Kolordu Komutanı Korgeneral Frederick Stopfort, Anzak Kolordusu Komutanı General Birdwood, Yeni Zelanda ve Avustralya Tümeni Komutanı Tümgeneral Alexander Godley, Hint Tugayı Komutanı Tümgeneral Herbert Vaughn Cox, 10. Tümen Komutanı General Bryan Mahon, 11. Tümen Komutanı Tümgeneral Frederick Hammersley, 9. Tugay Komutanı Tuğgeneral Frederick Shaw, 29. Tugay Komutanı Tuğgeneral R. J. Cooper, 38. Tugay Komutanı Tuğgeneral Anthony Hugh Baldwin, 39. Tugay Komutanı General Sir Walter de Sausmarez Cayley, 53. Tümen Komutanı Tümgeneral John Lindley, Avustralya 4. Tugay Komutanı Tuğgeneral John Monash, Yeni Zelanda Tugayı Komutanı Tuğgeneral Francis Earl Johnston. General Baldvin öldü, Cooper ağır yaralandı Üstelik listesini verdiğimiz müttefik generalleri karargah subayı değil, hepsi komutan. İngiliz-Anzak kolordu ve tümen karargahlarında kurmay subay olarak bulunan generalleri de saysak bu liste daha da kabarık olacaktı. 38. Tugay Komutanı General Adını verdiğimiz tüm İngiliz-Anzak generallerin 6-10 Ağustos 1915’teki faaliyetleri ortada, hepsi sahada ve fiilen savaşın içinde… Albay Mustafa Kemal’in yönettiği 10 Ağustos Türk taarruzu sırasında başından vurulan Tuğgeneral Anthony H. Baldwin ve bütün kurmayları ölmüş, Tuğgeneral R. J. Cooper ise ağır yaralanmıştır. Bu savaşların şerefi direkt Mustafa Kemal’e yazılıyor çünkü savaşlar onu fiilen yöneten komutanın adıyla tarihe geçiyor. Turgut Özakman’ın da işaret ettiği gibi, örneğin Kut’ül Amare zaferi savaşı fiilen yönettiği için Halil Kut Paşa’ya yazılmıştır. O savaş sırasında Başkomutanvekili Enver Paşa’ydı deyip, Kut-ül Amare’yi Enver Paşa’ya yazmayı öneren-düşünen-yazan-çizen yok. Ama iş Mustafa Kemal’e gelince, bazı kalembazlar bu kuralı hemen değiştiriyor. Anafartalar’daki savaşları fiilen yöneten Albay Mustafa Kemal olmasına karşın, zaferlerin şerefini V. Ordu Komutanı Liman von Sanders’e, Enver Paşa’ya ve hatta Padişah Mehmet Reşat’a yazmaya kalkışıyorlar. Oysa taarruzu planlayan-uygulayan Mustafa Kemal’den başkası değil. Liman Paşa, 9 Ağustos’ta elde edilen başarıyı kutlamak için Anafartalar Grubu karargahına gidiyor, sabah yapılacak 10 Ağustos taarruzunda yine ateş hattına girmemesi için Mustafa Kemal’i ikna etmeye çalışıyor. Mustafa Kemal ile ilgili yalan-yanlış bilgi ve iftira üretenlere, bu durumu nasıl yorumladıklarını sormak gerekmez mi? Madem Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki rütbesi de, savaştaki rolü de pek önemsizdi, karşısında 15 general birden bulunmasına karşın, Anafartalar’da, Conkayırı’nda üst üste kazandığı zaferleri nasıl izah edeceksiniz? Bizim bazı yazarların “yarbay” küçümsemesinin altında, işte bu hesap bilmezlik, kadir-kıymet tanımazlık yatar. Albay Mustafa Kemal in emrinde kaç tümen vardı Bir kez daha dikkatinize sunuyorum Yarbay Mustafa Kemal’in ilk görevi 19. Tümen komutanlığıdır. Emri altındaki birlik tümen olduğundan, kullandığı yetki aslında tümgeneralliğe eşittir. 1 Haziran 1915’te albaylığa yükselmiş, tümen komutanlığı görevi de 1915 ağustos başına dek aralıksız devam etmiştir. Mustafa Kemal albay’ rütbesiyle Anafartalar Grup Komutanı olduğunda, fiilen orgeneral yetkisi kullanmıştır. Grup Komutanı olarak Anafartalar-Conkbayırı savaşlarında Gelibolu Yarımadası’ndaki Türk birliklerinden oluşan Osmanlı 5. Ordusu’nun yarısından fazlasına toplam 18 tümenden 10’una, yani 3 kolorduya komuta etmiştir. Grup Komutanlığı görevi cepheden ayrılana kadar 4 ay daha devam etmiştir. Çanakkale cephesinde böylesine büyük bir askeri birliğe Liman von Sanders’ten sonra en uzun süre komuta eden subay, Kurmay Albay Mustafa Kemal’dir. Osmanlı’nın o dönemdeki kuvvet-komuta düzenini incelemeyenler, Mustafa Kemal’i küçümsemek amacıyla “yarbay” rütbesini öne sürüyorlar. Çünkü aktardığımız bu detaylar gözden kaçtığında yanılgı dolu yorumlar üretmek kaçınılmaz oluyor… Çaresi yok… Yalan-yanlış-uydurma tarihe karşı, gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz… Gerçekleri anlatabilmek için hep beraber çaba harcayacağız. Unutmayalım… Okur desteği ve güveni, paha biçilmez bir hazinedir… Dipnot 1 Tayfun Çavuşoğlu, “Çanakkale 1915, Yalanlar-İftiralar-Polemikler”, Kastaş Yayınları, 2014, 1. baskı… Kitabın ikinci baskısı için bugünlerde hazırlıklar sürüyor. Bu yazıda temel olarak, 2. Baskıda yer alacak “Yeni Baskıya Önsöz” bölümünden yararlanılmıştır. İLİŞKİLİ YAZILAR… Mustafa Kemal hakkındaki Haksız İthamlar… Polemik-1 “Çanakkale zafer midir?” Polemik-2 TRT’nin Çanakkale Özel Programı Polemik-3 “Mustafa Kemal Çanakkale’de komutan değil, karargah subayıydı” Polemik-4 Çunuk Bayırı’ndan Şunuk Bayırı’na… Saptırmacalar Polemik-5 “Mustafa Kemal’in Çanakkale Zaferi ile ne alakası var?” Polemik-6 “Mustafa Kemal Çanakkale’de rütbe bakımından kaçıncı sıradaydı?” Polemik-7 Mustafa Kemal’in Saatinin Şarapnelle Parçalandığı Uydurma mı? Polemik-8 “Çanakkale Savaşı’nda Mustafa Kemal’in tümeni yedeğin yedeği idi” Polemik-9 Çanakkale Zaferi Mustafa Kemalsiz’ anlatılabilir mi? 15 General, 1 Albaya Karşı… Polemik-10 Müslümanlar Halife Sultan’ın sözünü gerçekten de dinler mi? Polemik-11 Hey Onbeşli dediklerimiz, askerlik çağında mıydı? Polemik-12 Kim olsa o emri verebilir miydi? Polemik-13 Çanakkale Savaşı ilk günde biterdi Yazar Son Yazılar
Çanakkale Savaşları haberleri ilk sayfaArama Sonuçları GENEL2703 Gün 8 Saat 5 dk. önce yayınlandı 1
Çanakkale Savaşı ile bu ülkenin evlatları büyük bir direniş gösterdi. Düşmanın ülkemiz topraklarına ayak basmasına izin vermedi. Çanakkale Savaşı sırasında birçok kahramanlığa şahit olduk. Kınalı Hasan, Seyit Onbaşı, Meçhul Asker gibi birçok kahraman Türk evlatlarını hepimiz biliriz. Onların savaş esnasında yaptıkları kahramanlıklar bu milletin hafızasına yer etmiştir. Çanakkale Kahramanları ile ilgili afiş çalışmasını 18 Mart gibi birçok özel günde panolarınızda kullanabilirsiniz. Görsel çözünürlüğünün orta seviyede, güzel bir afiş sizleri bekliyor. Afiş görselini hemen indirmek için alt kısımdaki butona tıklayınız.
Çanakkale Zaferi İle İlgili Kompozisyon Yazınız. Ümitlerin tükenmek üzere olduğu, yoksulluğun, çaresizliğin her yandan vurduğu Anadolu insanı zor günler yaşıyordu. İtilaf devletleri Osmanlı Devleti’ne son hamleyi de vurup Osmanlı’yı yok etmek, Rusya’ya yardım göndermek, İstanbul ve Boğazları ele geçirerek amacına ulaşmak istiyordu. Osmanlı Devleti artık savaştan yorulmuştu. Yeterli silahımız, topumuz yoktu. Düşman kuvvetlerinin ise asker sayısı ve silah sayısı bizden kat kat fazlaydı. Çanakkale’ye gencecik körpe kuzular gitmişti. Gittikleri zaman da bu yolda şehit olmuşlardı. O yıl Galatasaray Lisesi ne yazık ki hiç mezun verememişti. Tükenmiştik ama henüz bitmemiştik. Çünkü ordumuzun müthiş bir iman gücü, Allah’a olan inancı ve cihat anlayışı vardı. Çanakkale’de çok çetrefilli bir savaş başlamıştı. Milletimizin ateş ile imtihan olunduğu, geçmişi ile hesaplaştığı ve kendi varoluş tarihini yazdığı cepheydi Çanakkale Cephesi. Bu cephe birlik ve beraberliğimizin göstergesi olan bir cephedir. Mustafa Kemal’in ’ Size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum. ’ dediği bir cepheydi bu cephe. Seyit Çavuş’un 276 kiloluk mermiyi sırtında taşıdığı cephedir bu cephe. Onun için bu cephede çok savaşlar yaşanmış ve İtilaf Devletleri büyük bir yenilgiye uğramışlardır. İstanbul ve Boğazlar ele geçirilememiş, Rusya’ya yardım gidememiş, Birinci Dünya Savaşı iki yıl daha uzamış, çok fazla insan hayatını kaybetmiş, özellikle de Osmanlı Devleti çok sayıda eğitilmiş insanını bu savaşta kaybetmiştir. Çanakkale bir devrin bittiği yerdir. Ordumuzun imanı ile başarıya ulaştığı cephedir. Bu savaşta birçok komutanlarımız, askerlerimiz hayatını kaybetmiştir. Bu savaş yolunda şehit olmuştur. Bu yolda şehit olan kumandanlarımıza minnet borçluyum. Yerlerinizde rahat uyuyun askerlerimiz , bu vatan bize emanet , bu vatanı her zaman korumaya devam edeceğiz.
18 Mart Çanakkale zaferinin önemi ve anlamı nedir? Bugün 18 Mart ve Çanakkale Savaşı hakkında çok sayıda sorunun yanıtı merak ediliyor. İşte 18 Mart Çanakkale zaferi hakkında tüm bilgiler... Çanakkale Zaferi bu yıl bugüne denk geldi! Çanakkale Zaferi, Türk milletinin en önemli zaferlerinden biri olarak görülüyor. Birinci Dünya Savaşı'nın cephelerinden biri olan Çanakkale Savaşı'nda kazanılan bu büyük zafer, tarihte büyük bir kilit rol oynadı. İşte 18 Mart Çanakkale Zaferi hakkında tüm detaylar...ÇANAKKALE ZAFERİNİN ÖNEMİ Çanakkale Cephesi'nin Anadolu halkına verdiği azim, umut ve kararlılık Kurtuluş Savaşı'nın meşalesini de ateşlemiştir. Çanakkale, Türk ulusunun bağımsızlık ve hürriyet söz konusu olduğunda ne denli kararlı ve kahraman olduğunu sonsuza dek anımsatacak bir "anıtcephe" dir. Çünkü Türk ordusu üstün muharebe taktiklerini, silah gücü bakımından çok üstün bir güce karşı ustalıkla kullanmıştır. Bununla beraber dünya harp tarihi, Çanakkale'de Türk askerinin insancıllığını savaş alanlarında bile yitirmediğine, düşmanına dahi merhamet gösterebildiğine şahit olmuştur. Her siperde ayrı bir destan başlatan askerlerimiz, düşmana karşı verdiği mukaddes mücadeleyi zaferle sonuçlandırdığında, dünya tarihinin zirve sayfalarına da "Çanakkale Geçilemez!" ilkesini bir daha silinmemek üzere yazdırmıştır. Türkiye Cumhuriyeti için en önemli tarihlerden biri olan 18 Mart Çanakkale Zaferi her yıl olduğu gibi bu yılda törenlerle şiirlerle kısacası kutlanacak ve şehitler anılacak. Çanakkale SavaşıÇanakkale Savaşı veya Çanakkale Muharebeleri, I. Dünya Savaşı sırasında 1915–1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir.[9] İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul'u alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya'yla güvenli bir erzak tedarik ve askeri ikmal yolu açmak, başkent İstanbul'u zapt etmek suretiyle Almanya'nın müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı'nı seçmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Kara ve deniz savaşı sonucunda iki taraf da çok ağır kayıplar vermiştir. Osmanlı İmparatorluğu, Almanya'nın Rusya'ya savaş ilan ettiğı 1 Ağustos 1914'ün hemen ertesi günü, Almanya ile bir ittifak antlaşması imzalamıştır. Bu antlaşma, imparatorluğun eninde sonunda Almanya'nın ana gücünü oluşturduğu İttifak Devletleri safında fiilen savaşa gireceği anlamına gelmektedir. Enver Paşa, fiilen savaşa girmeyi, seferberliğin tamamlanmamış olması ve Çanakkale Boğazı savunmasının tamamlanmaması gibi gerekçelerle ertelemeye çalışmıştır. Ancak Almanya, bir an önce savaşa fiilen girilmesi için baskılarını sürdürmüştür. Bu baskılar, Akdeniz'de Britanya donanması önünden çekilen Goeben ve Breslau savaş gemilerinin İstanbul'a gelmesiyle bir oldubittiye getirilmişti. Daha sonra Osmanlı Donanması'na bağlı bir grup gemiyle Karadeniz'e açılan bu gemiler 27 Ekim 1914 tarihinde Rus limanlarını bombalayınca Rusya, Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan etmiştir. Birleşik Krallık Savaş Konseyi sektereri Albay Hankey Winston Churchill 'in de desteğiyle, 1914 yılı Eylül ayında Çanakkale Boğazı'nın donanmayla geçilerek İstanbul'un işgalini öngören bir planı savaş konseyine sunmuştur.[7]. Plan, çeşitli evrelerden geçerek uygulamaya kondu ve Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanmanın Boğaz'a geniş çaplı saldırıları 1915 Şubat ayında başlatıldı. Özellikle 19 Şubat 1915 ve 25 Şubat 1915 bombardımanları sonucu Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Çobanlı giriş tabyalarının geri hatta çekilmesi emrini uygulatmıştır. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vazgeçmek zorunda kalındı. Deniz harekatıyla İstanbul'a ulaşılamayacağı anlaşılınca bir kara harekatıyla Çanakkale Boğazı'ndaki Osmanlı sahil topçu bataryalarını ele geçirmek planı gündeme getirilmiştir. Bu plan çerçevesinde hazırlanan Britanya ve Fransa kuvvetleri 25 Nisan 1915 şafağında Gelibolu Yarımadası'nın güneyinde beş noktada karaya çıkarılmıştır. Britanya ve Fransa çıkarma kuvvetleri her ne kadar Seddülbahir ve Arıburnu sahillerinde köprübaşları oluşturmayı başardılarsa da Osmanlı kuvvetlerinin inatçı savunmaları ve zaman zaman giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası'nı işgalde başarılı olamadılar. Bunun üzerine sahildeki kuvvetler takviye edilmek için Arıburnu'nun kuzeyinde Suvla Koyu'na 6 Ağustos 1915 tarihinde yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma yapılmıştır. Ancak 9 Ağustos'ta Kurmay Albay Mustafa Kemal'in Birinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen karşı taarruzunda İngiliz Komutanlığı ihtiyat tümenini ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabilmiştir. Mustafa Kemal ertesi gün Kocaçimentepe – Conk Bayırı hattında yeni bir karşı taarruz gerçekleştirmişti, bu hattaki Anzak birliklerini de geri atmıştır. Britanya ve Anzak kuvvetlerinin İkinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen genel taarruzları ise Osmanlı savunmasını aşamamıştır. Tüm bu gelişmelerin sonrasında İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye etmiştir. ÇANAKKALE TÜRKÜSÜÇanakkale içinde vurdular beniÖlmeden mezara koydular beniOf gençliğim eyvahÇanakkale köprüsü dardır geçilmezAl kan olmuş suları bir tas içilmezOf gençliğim eyvahÇanakkale içinde aynalı çarşıAnne ben gidiyorum düşmana karşıOf gençliğim eyvahÇanakkale içinde bir dolu testiAnneler babalar ümidi kestiOf gençliğim eyvahÇanakkale'den çıktım yan basa basaCiğerlerim çürüdü kan kusa kusaOf gençliğim eyvahÇanakkale içinde sıra söğütlerAltında yatıyor aslan yiğitlerOf gençliğim eyvahÇanakkale'den çıktım başım selametAnafarta'ya varmadan koptu kıyametOf gençliğim eyvahÇANAKKALE SAVAŞIGülmeyiniz ey düşmanlar,Çanakkale nice kahramanlar,Çanakkale filoya dayansa,Yerler bomba ile yansa,Siperler kana boyansa,Çanakkale Sekiz Mart Zaferi'ni,Herkes tanır Türk erini,Ölür de vermez yerini,Çanakkale göğsü, Türk'ün kolu,İman ile kuvvet dolu,Aslan yurdu Gelibolu,Çanakkale kanlar dönse sele,Conkbayır'ı geçmez ele,Dünya kopup gelse bile,Çanakkale milletin askeri,Yenilerek kaçtı geri,Anladılar Türk'ün yeriÇanakkale Osman ATAKZAFER TÜRKÜSÜYaşamaz ölümü göze almayan,Zafer, göz yummadan koşana gider. Bayrağa kanının alı çalmayan,Gözyaşı boşana boşana gider!Kazanmak istersen sen de zaferi, Gürleyen sesinle doldur gökleri,Zafer dedikleri kahraman peri, Susandan kaçar da coşana yolda herkes bir, ey delikanlı,Diriler şerefli, ölüler şanlı!Yurt için dövüşen başı dumanlı,Her zaman bu şandan, o şana Nafiz ÇAMLIBELBİR YOLCUYA Bu şiir Gelibolu yamaçlarında yazıldı.Dur yolcu! bilmeden gelip bastığınBu toprak, bir devrin battığı de kulak ver, bu sessiz yığınBir vatan kalbinin attığı ıssız, gölgesiz yolun sonundaGördüğün bu tümsek, Anadolu'ndaİstiklal uğrunda, namus yolundaCan veren Mehmet'in yattığı tümsek, koparken büyük zelzele,Son vatan parçası geçerken ele,Mehmed'in düşmanı boğduğu seleMübarek kanının akıttığı ki, haşr olan kan, kemik etiYaptığı bu tümsek, amansız çetinBir harbin sonunda bütün milletinHürriyet zevkini tattığı Halil ONANÇANAKKALE ŞEHİTLERİBomba şimşekleri beyninden inip her siperinSönüyor göğsünün üstünde o arslan indirmede gökler, ölü püskürmede yer,O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı sırtlara, vadilere, sağnak göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayakVurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,Bir hilal uğruna yarap ne güneşler bu topraklar için toprağa düşmüş askerGökten ecdat inerek öpse o pak alnı dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?Gömelim gel seni tarihe desem Akif ERSOYÇANAKKALE DESTANI Yıl 191518'indeyiz gel biraz!Pek tekin değildi Çanakkale'nin suyu,Geçilmez bu boğaz...Geçilmez bu boğaz...Bizi Ne topun yıldırır,Ne artıkBaşladı meydanında bulunmaz dengimiz...Sen misin Mustafa Kemal'im ileri diyen?İşte fırladık yüklenmiş kahramanSeyit 276 kiloluk mermiyi,Koşuyor bataryasına ateşler mermi denizlere gömecek Elizabet'i Buvet'i...Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor,Denizler yanıyor,Dağlar bizimdir artıkDüşman zırhlıları batıyor...Türk'üm,Muzaffer olarak doğmuşuz bir karış toprak uğruna Kimimiz şehit değişmez bu her yer geçilir belkiL,kin geçilmez Çanakkale Boğazı..Fahri ERSAVAŞÇANAKKALE GEÇİLMEZSeyredin tefekkürle,batının yaptığını,Çanakkale'de her yer et ve kemik karış toprağında ya kafa ya bir el var,Ya bir mermi kovanı veya bir şarapnel tank ve uçağıyla yüklenmiş haç hilale,O destanını göklere nakşetmiş Kars,kimi Sinop,kimi Manisa'lıdır,Potinleri yırtılmış,çoraplar düşmanın üstüne gidiyorlar,Sanki ölüme değil, düğüne susmaması tek hedef,ana dava,Uçak kağıttan bir kuş,donanmalar etten kemikten,deniz kandan al gibi,Hava;barut ve duman,ölüm şerbet,bal gibi,Tattın Allah yolunda şehadetin hazzını,Bak Melekler kılıyor Cenaze düşenlere,düşmeyen eder gıpta,Şehit,on kere Şehit olmak ister kalkıp Mahir PEKŞENYÜREĞİNDE YAŞATAN ANLARKalbinizin atışları titretiyordu topraklarıKulakları Allah sesleri"Saolsun Vatanım" oldu hepsinin son nefesleriUnutmak mümkün mü?Çanakkale'de karış toprakta var ayak izinizCanınızı feda ettiniz,kurtuldu vatanımızNe toptan ne tüfekten korkmadı hiç gözünüzDüşmana en büyük silah iman bir süngü dikkatle bakıyor denizeAltmış üç askerle düşmanı getirdi dizeÇanakkale'deki binlerce şehit gibiYahya Çavuş seni de gömdük almış askerler,yürüyor denize doğruKimsenin aklına gelmiyor,ne kızı nede oğluBiliyor gittiği yol cennete doğruÖlümden korkmuyor,çünkü o Türk sürmesin kimse kutsaldır bu topraklarHep süzülsün göklerde,inmesin hiç bayraklarÇanakkale'yi anlatmaya yetmez sayfalarSeni ancak yüreğinde yaşatan AYDINBİR BAŞKADIR ÇANAKKALE'MBir başkadır Çanakkale'min topraklarıNesillerin sıcaklığı sinmiş üstüneBayrak rengi bir sel almış böğrüne,Sel toprağa tutkun mahcup,toprak hazin yelebunun için esintilidir,inler ÇanakkaleBir başkadır Çanakkale'min mevsimleri,Yazı bahar gibidir,baharı kış misaliHele boğazının görülmeye değer halihele sislendiği zaman hele,Rüyalar katından iner ÇanakkaleBir başkadır Çanakkale'min Eylülleri,Hırçın rüzgarı diner,ağaçlar yarı şekerlemedeAnıları müzelere çekilir kendi halindeHer yıl bu ay cıvıldaşan öğrencileriyleÇimenlikten,Atatürk'ü seyreder başkadır Çanakkale'min türküleri,Bazıları bağrımızı delen kurşun sanki,Bazıları hastayı bile oynatır inan kiGazileri geçmişiyle tutuşur eleleNağmelerde destanlaşır gider, başkadır Çanakkale'min Mart ayları,Bu ayda fetih için kırk yiğit sallardadır,Bu ayda Türk gücü yine masallardadır;Onsekiz Mart gibi destan yansıyınca istikbaleGözlerde pınardır çağlar,sel sel iner ÇanakkaleBir başkadır Çanakkale'min akarsuları,Menderes'in elmalarda yansıyor güzellikleri;Kocabaş'ta savaşırken izlemişler İskender'iBir göz soğuk, bir göz sıcak akan dereleriyleMavilikler dünyasında dans eder başkadır Çanakkale'min denizleri,Kıyıları bir gerdanlık gibidir,emre hazırDalgaları tarihi mırıldanır satır satır,Karanlık limandaki nurdan alevleriyle"Mağribiakşamlar"a seferdedir, başkadır Çanakkale'min yer şekilleri,Dağları tepe haline gelir,tepeleri dağlaşır birdenKazdağı'ndan Sarıkız su alırken körfezdenKocaçimen Kemal ile gelir erişilmez haleİşte burdan tüm dünyaya kükrer KAŞIKÇIÇanakkale DestanıArıburnu'nda merkez cephesi'nde şehid olan ve üzerinden çıktığı söylenen yüz otuz sözüm hakk'ın kel,mıPadişah'ın geldi büyük sel,mıEnver Bey'in düşman kırmak meramıBugün bizden vatan razı olacakNefer şehit ordu gazi olacakEuzü besmele çektim çıkarkenKöye baktım şöyle yüksek bir yerdenKararg,ha koştum üç günde erkenBugün bizden vatan razı olacakNefer şehit ordu gazi olacakKumandan emrini verdi bir geceAnadolu'lardan l,yıktır niceYiğitler şeh,det şerbeti içeBugün bizden vatan razı olacakNefer şehit ordu gazi olacakRumeli toprağı yuğrulmuş kanlaÜn alınır ancak verilen canlaHerkesi yüreği çarpıyor canlaBugün bizden vatan razı olacakNefer şehit ordu gazi olacakDüşmanın gür sesli büyük toplarıDelik deşik etti toprağı yarıKorkak Frenklerin yokmuş hiç ,rıBugün bizden vatan razı olacakNefer şehit ordu gazi olacakİngilizler Frenge dostmuş diyorlarBir kötü kötüye elbette uyarOnlara bu meydan gelecek pek darBugün bizden vatan razı olacakNefer şehit ordu gazi olacakZırhlıların gitti deniz dibineİlk hücumdan sonra ya bu kaçış neKaç durma geçerse fırsat elineBOYABATLI MUSTAFA 18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ ŞİİRLERİ 18 Mart Çanakkale Bulutlar sarmıştı her yanı, Kapkara bir geceydi, Yağmur,bardaktan boşalırcasına, Sağnak gibi yağıyordu, Yedi düvelin gemilerinden yükselen, Top,tüfek sesleri, Her yanı inletiyordu, Mustafa Kemalin askerleri, Aslanlar gibi dövüşüyordu, Ve Çanakkale kahramanca, Düşmana selam veriyordu, Kükrüyordu tepeden, Mustafa Kemal, Vatanıma ayak basacaksa düşman, Yaşamanın ne gereği var, En son nefer ölünceye kadar, Dövüşeceksiniz aslanlar, Görecek bütün dünya, Ne aslanlar doğururmuş, Emineler,Hatçeler,Ayşeler,Fatmalar. Ali Osman Yılmaz Çanakkale Gün geçmiş,yıl geçmiş ne yazar. Her karış torağında bin,şehit bir mezar. Yeryüzünde yaşadıkça,tek dişi canavar. Türk milleti aynı destanı yine yazar. Sen rahat uyu ey şanlı şehit. Gölgesinde gölgelen al bayrağın. Hangi kem göz sana edebilir nazar. Türk milleti aynı destanı yine yazar. Yedi cihana yeter yazdığın destan. Gök kubbe ay,yıldız sana verir selam. Çanakkaleyi düşmana yaptınya mezar. Türk milleti aynı destanı yine yazar. Dünya döndükçe Çanakkale yine geçilmez. Kanınla suladın toprağı hangi canlı seni bilmez. Sen yazdın cihana şanlı tarihi artık kim bozar. Türk milleti aynı destanı yine yazar. Şefik Aydemir YİĞİDİM / ŞEHİDİM Bakmakla bilinmez kıymetim/kadrim Her karşı toprağım kutsaldır benim Uğruma binlerce şehitler verdin Al kanla yazıldı tarih defterim Vurulup koynumda yatan yiğidim Kıyamette elbet sana şahidim Bu vatan uğruna gitti gençliğin Göklerden verildi rütben şehidim Vatan bir cehennem gibi yanıyor Dünya bizi mağlup olmuş sanıyor Suskun duran millet bir uyanıyor İttifaklar Mehmetçiği tanıyor Kahramanlar burda çoktur seçilmez Şehitlik şerbeti kolay içilmez Bir nefes anında umman geçilir Bilinir ki Çanakkale geçilmez Burası Türklerin ebedi yurdu Her Mehmet bir tabur düşman vurdu Böylece tüm dünya şanın duydu Yedi Düvel mecbur selama durdu Dinle beni dinle anla ey gencim Yiğitler koynumda artar direncim Atanın yazdı takvime göre Seninle akranım ben de çok gencim Huzurla şad olsun ruhu atanın Pişman oldu soyu bana çatanın Sonsuza dek sana kutsal vatanım BuÖvünç binlerce kefensiz yatanın Ey gencim ecdadın bedel ödedi Uğratma namerdi yurduma dedi Üzme sen Ata'nı incitme emi Görevi ilahi bilincindendi Şöhreti saygıyla söylenip geldi Zeki İ. KIZILIŞIK Çanakkale Destanı 2 Yıl 1915 18'indeyiz Martın. Kendine gel biraz! Pek tekin değildi Çanakkale'nin suyu, Geçilmez bu boğaz... Geçilmez bu boğaz... Bizi Ne topun yıldırır, Ne kurşunun. Çünkü artık Başladı cengimiz. Er meydanında bulunmaz dengimiz... Sen misin Mustafa Kemal'im ileri diyen? İşte fırladık siperden. Sırtına yüklenmiş kahraman Seyit 276 kiloluk mermiyi, Koşuyor bataryasına ateşler içinden. Bu mermi denizlere gömecek Elizabet'i Buvet'i... Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor, Denizler yanıyor, Dağlar yanıyor. Zafer bizimdir artık Düşman zırhlıları batıyor... Türk'üm, Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere. Bir karış toprak uğruna Kimimiz şehit oluruz. Kimimiz gazi. Hiç değişmez bu yazı. Dünyada her yer geçilir belki L,kin geçilmez Çanakkale Boğazı... Fahri ERSAVAŞ Çanakkale Geçilmez Çanakkale dediğin manasızdır sanma sen Ordaki şehitlerdir tarihlere şan veren Vatan toprağı için can ile serden geçen Korkuyor bu kafirler tüyleri diken diken Su üstü mayın dolu nusret toplar mayını Bir yandan Elizabeth düşünüyor canını Komayacağız yerde şehitlerin kanını Korku bilmez bu millet artıracak şanını Mehmedoğlu Seyyid'in mermiyi kaldırışı Dünya durdu, dönmüyor seyreyliyor yarışı Anlayacak kafirler bucağı ve karışı Türküm başkaldırdı ki zaferdir haykırışı Gaza, cihad nasib et Türk milletine ya Rab! Anzak, Hindu, İngiliz... Hepsi harab ve bitab Her renk, her dil, her kıta bilsin ki bu kutlu ab Çanakkale suyu bu ne Rum dinler ne Arab Anafarta, Dardanos, Boğalı, Seddülbahir Türktedir bu topraklar dünyada evvel ahir Kayboldu İngilizler bilinmiyor nerdedir 'Çanakkale Geçilmez' bu da açık gerçektir Samet Mehmet Bora Çanakkale Kahramanları Malım, mülküm Eşim, dostum Yarim demediniz Hiç tereddütsüz Gidip can verdiniz Elimde bardağım Çayımı rahat içebiliyorsam Çünkü siz orda öldünüz Daha onbeşinde, onaltısında Kurşunlara yürüdünüz Helal edin hakkınızı Yapabildiğim tek şey bugün Bir Elhamla, iki damla gözyaşı Ruhunuz şadolsun Çanakkale Kahramanları Ayşe Adlım Çanakkale Zaferi Her şeyi hesaplayıp yurdumuzu böldüler Bizi yok etmek için sürülerle geldiler Türk'ü tanımadılar gafletlere daldılar Mehmetçiği görünce kanı dondu kurudu Mehmetçik şehit oldu vatanını korudu Düşmanlar tekniğiyle işini kolay sandı Her taraf cehennemdi ateş barut ve kandı Çanakkale geçilmez; o ne müthiş destandı Can verdi Mehmetçikler vatanını korudu Ya ölüm Ya istikl,l; buydu şartı şurutu Cephede her yer müthiş, kan barut kokuyordu Mehmetçik mermisizdi süngüyü takıyordu Ölüme emir almış dualar okuyordu Taarruz için değil ölmek için yürüdü Düşmana dehşet saldı vatanını korudu İşte böyle ölümü ölümsüzlük bilmişler Ne engin iman gücü, ölürkende gülmüşler Anladı ki düşmanlar yanlış yere gelmişler Onları aynı anda büyük korku bürüdü Bizim şehitler ölmez onlar öldü çürüdü Der Mikdatî askerin her biri bil ki zahit Cengaverce savaştı vatan uğrunda şehit Kazanmayı bildiler imanlarıydı ahit Şadolsun ecdadımız vatanını korudu Ölen düşmanları da Mehmetçikler kürüdü Mikdat Bal ÇANAKKALE'DE TÖRENLER NASIL OLACAK? Çanakkale Valiliği, 12-18 Mart tarihleri arasında 'Zafer Haftası' olarak kutlanacak, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 103'üncü yıl dönümü programını Mehmetçiğin 103 yıl önce dünyanın en güçlü donanmalarına geçit vermeyerek yazdığı 'Çanakkale Geçilmez Destanı'nın 103 yıllık haklı gururu, Türkiye'nin dört bir yanından vatandaşların katılımıyla Çanakkale'de bir kez daha yaşanacak. Çanakkale Valiliği, tüm Türk milletinin ortak olacağı Zafer coşkusu için kapsamlı bir program hazırladı. 12-18 Mart tarihleri 'Zafer Haftası' olarak kutlanacak. 103 yıllık zaferin coşkusu 18 Mart'ta, 18 Mart Stadyumu ve Şehitler Abidesi'nde Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferinin 103'üncü yıl dönümü etkinlikleri, 12 Mart Pazartesi günü Çimenlik kalesinde gerçekleştirilecek açılış töreni ile başlayacak. Buradaki resmi törende, açılış konuşmalarının ardından Halk yürüyüşü ve koşusu yapılacak. Gelibolu Yarımadasındaki şehitliklerden alınacak Kutsal Toprak, Deniz Suyu ve Türk Bayrağı, Ankara'ya götürülmek üzere Atletlere teslim edilecek. Hafta boyunca, sergi, gösteriler ve çeşitli etkinlikler Mart günü ise resmi program, sabah saat Cumhuriyet Meydanındaki Atatürk Anıtına çelenklerin sunulması ile başlayacak. Ardından 21 pare top atışı gerçekleştirilecek. Cumhuriyet meydanındaki törenin ardından 18 Mart Stadyumunda bir tören düzenlenecek. TBMM tarafından Çanakkale Şehrine verilen Altın Madalyanın Vali, Garnizon Komutanı ve Belediye Başkanı tarafından bayrağa toka edilmesi ile başlayacak olan tören, Saygı Duruşu, İstiklal Marşı ve Bayrağın göndere çekilmesi ile devam edecek. Protokol konuşmaları ve şiirlerin okunmasının ardından Genel Kurmay Başkanlığı Mehteran Bölüğü bir gösteri yapacak. Buradaki törenler, Resmi Geçit Töreni ile sona erecek.
çanakkale zaferi ile ilgili afiş