Anadolu’nun ortasında yer aldığından dolayı İç Anadolu bölgesi adını almıştır. Bölge kendi arasında 4 bölümde incelenir Konya, Yukarı Sakarya, Yukarı Kızılırmak ve Orta Kızılırmak’tır. Bölgenin dağları: Sivrihisar, sündiken, hınzır, Kızıldağ ve tecer dağları iç Anadolu bölgesindeki kıvrımlı dağlardır.
Türkiyede kaz yetiştiriciliği, kanatlı hayvan yetiştiriciliği içinde son sıralarda yer almaktadır. Türkiye’de kaz yetiştiriciliğine az sayıda da olsa her bölgede rastlamak mümkün. Bölgesel olarak Güneydoğu Anadolu, Batı Karadeniz, İç Ege, Doğu Anadolu Bölgesi, Orta Anadolu, Göller Bölgesinde yetiştiriciliği
Defne ağacı ilk olarak saksıda bitki formunda yetiştirilen bir bitkidir. Bunun dışında direkt olarak toprağa dikmeniz de mümkündür. Bu ağaç Akdeniz iklimi olan her bölgede yetişir. Ülkemizde Güney Marmara, Akdeniz , Ege bölgesinde iç Anadolu ,Karadeniz bölgelerinde kendine yetişme alanı bulmaktadır.
Nohut iç Anadolu’da ve birçok geçit bölgesinde buğday ile ekim nöbetine sokularak yetiştirilir. Bu nedenle burada nohut yetiştiriciliği yanında kısmen de olsa nohuttan sonra ekilen buğday yetiştiriciliğine değinilecektir.
HAYVANCILIK. İç Anadolu Bölgesi'nde yaygın olarak bozkırların görülmesi küçükbaş hayvancılığın gelişmesine neden olmuştur. Bölgede Ankara ve Eskişehir çevresinde tiftik keçisi yaygınlaşırken diğer yörelerde daha çok koyun beslenir. Küçükbaş hayvanlardan elde edilen yün ve tiftik, dokumacılığı teşvik etmiştir.
Domates fide dikimi İç Anadolu bölgesinde mayısın ilk haftasından sonra olduğu halde, Sakarya vadisinde 23 Nisan’dan sonradır. Akdeniz bölgesinde Antalya’da 20 Şubat’tan sonra, İçel’de Mart başından itibaren, Ege bölgesinde 15 Mart’tan sonra, Marmara bölgesinde Nisan’da Karadeniz bölgesinde Samsun’da Nisan
zEQP. Yaşadıgımız bölgede hangi madenler çıkarılmaktadır? Manganez Zonguldak’ta; krom Elazığ ve Muğla’da; volfram ise Bursa, Elazığ ve Malatya’da çıkarılır. Bakır; Artvin, Rize, Elazığ, Balıkesir ve Kastamonu’da çıkarılır ve işlenir. Türkiye’deki madenler arasından demirin en çok çıktığı yer Doğu Anadolu’dur. Sivas-Divriği, Malatya-Hekimhan demirin en çok çıktığı yerlerdir. Iç anadolu bölgesinde ne yetişir? İç Anadolu Bölgesinde, tahılın yanı sıra; şeker pancarı, soğan, patates, kabak, ayçiçeği, fasulye, nohut, mercimek, mısır, çeltik, havuç, elma, armut, domates üretimi de yapılmaktadır. Maden çeşitleri nelerdir? Türkiye’deki madenleri şu şekilde sıralayabiliriz; Demir. Krom. Bakır. Bor mineralleri. Boksit. Manganez. Volfram. Kükürt. Neler madendir? Maden, yer kabuğunda filiz olarak isimlendirilen bileşimler halinde bulunan, çeşitli iç ve dış etkenlerle kendiliğinden doğal yollarla oluşan mineraller olarak tanımlanır. Izmir bölgesinde hangi madenler çıkarılmaktadır? İzmir Demir, Gümüş, Asbest, Altın, Boksit, Demir, Grafit, Civa, Kireç taşı, Mangan, Mermer gibi madenler çıkarılır. Alüminyum nerede bulunur? Alüminyumun işlenmemiş halidir. Ev eşyası, uçak ve otomobil teknolojisinde kullanılmaktadır. Çıkarıldığı yerler Konya Seydişehir, Antalya Akseki, Adana Saimbeyli, Muğla Milas. Iç anadolu bölgesinde yetişen meyveler nelerdir? İç Anadolu Bölgesinde oldukça fazla meyve yetişmektedir. Bunlardan bazılarını sıralamak gerekirse; elma, kayısı, armut, üzüm, çilek, kavun, vişne, kiraz, şeftali ve de ayva şeklinde devam etmektedir. Iç anadolu bölgesinde muz yetişir mi? Özellikle bölgesel açıdan en çok Ege Bölgesi ile birlikte hemde Marmara Bölgesi ve İç Anadolu Bölgesinde yetiştirilmektedir. Ancak şehir açısından bakıldığı zaman en yoğun olan yerler öncelikle Bursa’da çok fazla yetiştirilir. Kaç çeşit maden var? İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Dinçer”Dünyada 90 çeşit maden var. Bunun 70 çeşidi Türkiye’de mevcut. Kaç tane maden var? İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Aydın Dinçer, maden ve doğal taş sektörünün ülke ekonomisine büyük katkı sağladığını belirterek, “Dünyada 90 çeşit maden var. Bunun 70 çeşidi Türkiye’de. Metalik madenler nelerdir? Metalik Madenler Altın. Antimuan. Bakır. Boksit. Civa. Çinko. Demir. Galyum. Türkiye’de en çok hangi madenler var? Ülkemizde en çok bulunan maden çeşidi, kireç taşının bir türü olan dolomittir. Sonrasında ülkemizde en çok bulunan madenler; mermer, linyit kömürü, taş kömürü, kaya tuzu, bor, ponza ve bakırdır. Büyük halini görmek için haritaya tıklayınız. Demir; Balıkesir, Sakarya ve Kocaeli çevrelerinde çıkarılmaktadır. Ege bölgesinde en çok hangi madenler çıkarılır? EGE BÖLGESİ’NDEN ÇIKARILAN MADENLER COĞRAFYA KONU ANLATIMI Linyit Türkiye’de en fazla linyitin çıkarıldığı ve en kaliteli linyitlerin bulunduğu bölgemizdir. Linyit yatakları fazla olduğu için termik santraller de fazladır. Ege bölgesinde çıkarılan madenler nelerdir? Ege Bölgesinde Çıkarılan Madenler Civa, İzmir ve Uşak’ta çıkarılır. Tuz, İzmir’de bulunan Çamaltı Tuzlası’nda çıkarılır. Bor, Kütahya’nın Emet ilçesinde çıkarılır. Krom, Kütahya ve Muğla illerinin çevresinde çıkarılır. Alüminyum Türkiye’de nerede bulunur? Alüminyumun işlenmemiş halidir. Ev eşyası, uçak ve otomobil teknolojisinde kullanılmaktadır. Çıkarıldığı yerler Konya Seydişehir, Antalya Akseki, Adana Saimbeyli, Muğla Milas.
Alıntı Misafir adlı kullanıcıdan alıntı karpuz hangi bölgelere ne miktarda yayılır lütfen arkadaşlar bugün 29 ayın 3ünde teslim etmem lazım Toprak İsteği Karpuz yetiştirmek için en uygun topraklar akarsu kenarlarındaki milli topraklarla, su tutma kapasitesi yüksek kumlu-tınlı veya tınlı-kumlu topraklardır. Yetiştirme dönemi kısa olan yerlerde ve erkencilik düşünüldüğünde hafif kumlu topraklarda yetiştiricilik yapılmalıdır. Kökleri narin olduğu için ağır topraklar tercih edilmez. Bu nedenle toprak derinliğinin fazla olması ve taban suyunun 1 m civarında bulunması karpuz için idealdir. Karpuz yetiştiriciliği yapılacak toprakların pH'ı arasında olması tercih edilir. Hafif bünyeli kumlu topraklara iyi yanmış çiftlik gübresi ve diğer besin elementleri ilave edilerek yetiştiricilik yapılmalıdır. Toprak Hazırlığı Toprak birkaç defa derince işlenir, son işlemeden önce yanmış çiftlik gübresi ile mutlaka gübrelenmelidir. Kumlu topraklara verilecek miktar 5-6 ton/da, tınlı-killi topraklara 3-4 ton/da arasında miktarlarda kullanılmalıdır. Daha sonra toprak tesviyesi yapılmalıdır. Fide Yetiştiriciliği ve Dikim Karpuz yetiştiriciliği, alçak tüneller altında fide elde etme ve don tehlikesi geçtikten sonra esas yerlerine topraklı olarak şaşırtılmasıyla gerçekleştirilir. Kullanılacak olan harç çiftlik gübresi, kum ve toprak karışımından elde edilmelidir. Harç hazırlığında kullanılan maddeler, karıştırılmadan evvel gerekiyorsa cm.'lik eleklerden geçirilmelidir. Harç hazırlığında orman toprağı kullanılıyor ise geniş yapraklı orman ağaçlarının altındaki topraklar olmalıdır. Eğer orman toprağı kullanılacak ise; 22 teneke yanmış, elenmiş büyükbaş çiftlik gübresi, 23 teneke orman toprağı ve 5 teneke ince sıva kumuBahçe toprağı kullanılacak ise; 30 teneke iyi yanmış,elenmiş büyükbaş çiftlik gübresi, 15 teneke bahçe toprağı ve 5 teneke ince sıva kumu kullanılmalıdır. Bu seçeneklerden her ikisine de her 50 teneke için 2 kg triple süper fosfat, 2 kg potasyum sülfat ilave edilir. Hastalık ve zararlılar için 50 teneke harca 25-30'ar gr Dikotan M22 ve Endosülfan 35 WP karıştırılmalıdır. Tohum ekim tarihi yaklaşık olarak İlimiz Erbaa İlçesi şartlarında Mart sonu-Nisan başı, Turhal İlçesi şartlarında 10-15 Nisan olmaktadır. Ekim 12x15 cm veya 15x15 cm ebadında plastik torbalara yapılır. Fazla suyu tahliye etmek için torbaların alt uçları ve orta kısmı 1 cm.'den makaslanır Her torbaya 1 adet tohum bırakılır, üzerine 1 cm.'lik kapaklık harç atılarak elle hafif bastırılır. Ekimden sonra süzgeçli kovayla hemen sulanıp üzeri örtülür. Fideler yüzeye çıktığında örtü hemen kaldırılmalıdır. Alçak tünel altındaki fidelerin zarar görmemesi için fazla güneşli havalarda gölgelenmesi gerekmektedir. Havalandırmaya dikkat edilmeli ve hiçbir zaman hava cereyanında bırakılmamalıdır. Fide torbalarının yüzeyi zaman zaman kurşun kalem biçimindeki bir çöple hafifçe karıştırılmalıdır. Fideler 5-6 yapraklı, yaklaşık 20 cm boy ve kurşun kalem kalınlığında gövdeye ulaştıklarında dikime hazır olurlar. Dikimden yaklaşık 1,5-2 ay önce fosforun tamamı 55-60 kg/da potasyumun yarısı 60-65 kg potasyum sülfat sürüm derinliğine verilmelidir. Geriye kalan potasın yarısı ile azotun tamamı dikimden sonra çapa ve suyla birlikte, 4-5'e bölünerek verilmelidir. Dikim büyüklüğüne gelen fideler 150 m sıra arası ve 75 cm sıra üzeri mesafelerle dikilirler. Dikilen fidelere çanak yapılarak her fideye yaklaşık 2 litre cansuyu verilir. Toprağın çatlamaması için üzerine hafifçe kuru toprak çekilir. Bakım İşleri Dikimden 8-10 gün sonra kaymak tabakasını kırmak ve yabancı otlar için hafif bir çapa yapılır. Toplam 3-4 çapa yapılır. İkinci çapa esnasında bitki kök boğazının ve meyvelerin suya temas etmemesi için boğaz doldurma işlemi yapılır. İlk su toprak ve havanın yağış durumuna göre değişmekle birlikte ilk meyveler 2-3 cm çaplandığında verilir. Şartlara göre 10-15 günde bir aşırı olmamak suretiyle sulama yapılır. Fazla su hasat sonrası dayanım süresini ve tadını azaltılır. Bu yüzden yetiştiriciler fazla sudan kaçınmalıdır. Karpuz meyvelerinin irileşmesi döneminde toprakta yeterli suyun bulunmasını, hasada doğru ise azalmasını ister. Düzenli bir sulama yapılmazsa bitkilerde gelişme olumsuz yönde etkilenir. Düzensiz sulama meyvelerin olgunlaştığı dönemde olursa meyvelerde çatlamaya neden olur. Mücadelesi Karpuzlarda görülen önemli hastalıklar antraknoz, külleme, mildiyö, solgunluk ve virüs hastalıklarıdır. Bu hastalıklara karşı virüs etmenleri hariç fide döneminde 8-10 günde bir koruyucu ilaçlama yapılmalıdır. Karpuzlarda en çok görülen zararlılar kırmızı örümcekler, yaprak bitleri ve karpuz telli böceğidir. Bunlara karşı da insektisit ve akarisitler kullanılmalıdır. Bu hastalık ve zararlılara karşı kullanılacak ilaç tavsiyesi için Tarım Teşkilatlarına başvurulmalıdır. Olgunluk ve Hasat Karpuzlarda olgunluk, meyveler ve meyve sapları üzerinde meydana gelen bazı belirtilerle kolayca anlaşılır. Tohum ekiminden 80-120 gün sonra meyveler hasat olgunluğuna gelir. Olgunluk kriterleri şu şekilde sıralanabilir; -Olgun karpuzlar -kavunların aksine- olgunluğun ileri dönemlerinde hafiflerler. -Meyve kabuğu üzerindeki mum tabakası matlığını kaybeder ve meyve parlak bir hal alır. -Meyve kabuğu tırnakla kolayca sıyrılır. -Karpuz sapları üzerinde bulunan kulakçık kurur. -Karpuzu dalına bağlayan tüylü sapları kurur. -Karpuz üzerine parmakla sertçe vurulduğunda kendine has dolgun ve tok bir ses çıkarır. -Avuçlar arasına alınan karpuz kulağın yanında sıkıldığında içerden bir çıtırdama sesi gelir. Yukarıda açıklanan belirtiler varsa karpuz meyvesi olgun hale gelmiş demektir. Hasatta gecikme olursa meyvelerin içi boşalır, yenen kısmı yumuşar. 3-5 toplamada hasad tamamlanır. Hasattan sonra muhafaza süresi uzadıkça önce koflaşma, sulanma, daha sonra bozulma ve kokuşma meydana gelir. Bazı karpuz çeşitlerinin meyveleri +4ºC ve %60-70 nemde 3-4 aya kadar muhafaza edilebilir Soğuk Hava Deposu. Dip not Yaz sıcağında en lezzetli serinleme yollarından biri şüphesiz karpuz yemektir. Ya da hoş bir piknik, tatlı ve sulu bir karpuzla mükemmelleşir. Latince ismi Citrullus Vulgaris olan karpuz kabakgillerdendir. Anayurdu Afrika' nın tropikal bölgeleridir. Mısır' daki antik kalıntılardaki duvar resimlerinde karpuz resmedilmiştir. Daha sonra ticari gemilerle akdeniz ülkelerine yayılmıştır. Bugün dünyada yaklaşık 500 çeşit karpuz yetişmektedir. Bunlar kabuğunun, çekirdeklerinin biçimine,rengine ve ağırlığına göre farklılık gösterir. Karpuz mayıs ve eylül aylarında ancak özellikle temmuz ortasından ağustos sonuna kadar bol miktarda bulunur. Tatlı ve sulu, olgun bir karpuz seçmek için birkaç noktaya dikkat etmeliyiz. Kabuğunun rengi parlak değil, mat olmalı ve tırnağınızla hafifçe kazıdığınızda yeşil kısım kolayca çıkmalıdır. Şekli simetrik olmalıdır. Toprağa oturan kısmının rengi açık sarı olmalı, beyaz veya yeşil olmamalıdır. Olgun karpuz oda sıcaklığında tutulmalıdır. Ancak çok uzun bir süre değil. Buzdolabında 1 hafta süreyle saklanabilir. Eğer kesmece karpuz alacaksanız içinin renginin parlak kırmızı, çekirdeklerinin de koyu kahverengi veya siyah renkte olmasına dikkat edin. Çekirdeksiz karpuz alıyorsanız dikkat edin. Çünkü çok fazla beyaz çekirdek karpuzun olgunlaşmadan toplandığını gösterir. Karpuz bol miktarda C vitamini ve antioksidan özelliği ile çeşitli kanser türlerine karşı etkili olan Beta karoten içerir. İçerdiği yüksek potasyum kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda iyi bir lif kaynağı olduğundan bağırsak hareketlerini düzenler ve bağırsak kanserini önlemede de rol oynar. Karpuz çekirdekleri de içinde bulunan Cucurbocitrin adlı madde ile kan basıncını düşürmeye ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur. Yağ ve kolestrol içermediğinden ve kalorisi de düşük olduğundan yaz aylarında yapılan diyetlerde özel bir yeri vardır
Marmarada Yetişen Tarım Ürünleri Buğday Trakya’da Ergene Bölümü’nde yoğun olarak yetiştirilir. Bölge, üretimde İç Anadolu’dan sonar 2. sırada yer alır. Ayçiçeği Tohumlarından yağ elde etmek için yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 80 ini bu bölge karşılar. Ergene ve Güney Marmara Bölümleri’nde ekimi yoğunlaşır. Şekerpancarı Trakya, Güney Marmara ve Adapazarı ovalarında ekim yapılır. Tütün Bölge, Türkiye üretiminde 3. sırayı alır. Bursa, Balıkesir, Adapazarı’nda ekimi yoğunlaşır. Mısır Bölge, üretimde Karadeniz’den sonra 2. sırayı alır. Adapazarı ve Bursa önemli ekim alanlarıdır. Pirinç Meriç ovalarında ekimi yoğunlaşır. Edirne bölge üretiminde ilk sırayı alır. Şerbetçi otu Bira sanayinde tad ve koku verici olarak kullanılır. Bilecik Yöresi’nde ekimi yapılır. Zeytin Güney Marmara Bölümü’nde Gemlik ve Mudanya Yöresi’nde üretimi yoğunlaşır. Bölge, üretimde Ege’den sonar 2. sırayı alır. İri kalitede sofralık zeytin yetiştirilir. Dut Bölgede ipek böceği yetiştiriciliğine bağlı olarak dutçuluk önem taşır. Bursa, Balıkesir, Bilecik Yöresi’nde yoğun olarak yetiştirilir. Meyve Bursa Yöresi’nde yoğun olarak yetiştirilir. Şeftali, kiraz, çilek, kestane ve üzüm başlıcalarıdır. Sebze Bursa ve Adapazarı ovalarında yoğun olarak yetiştirilir. Domates, patates, sarımsak, soğan, patlıcan, kabak, biber başlıcalarıdır. İç Anadoluda Yetişen Tarım Ürünleri 1. Tahıl özellikle buğday,arpa, çavdar, yulaf 2. Şeker Pancarı 3. Elma 4. Armut 5. Sebze baklagiller – fasulye, nohut, mercimek, bakla 6. Ayçiçeği 7. Badem 8. Patates İç Anadolu Bölgesi, Anadolu’nun orta kısmında yer alan Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden biridir. Bu konumu sebe*biyle bu bölgeye “Orta Anadolu” da denir. İç Anadolu Bölgesi’nin yüz ölçümü km² olup bu alan Türkiye topraklarının %21′ini kaplar. Doğu Anadolu’dan sonra ikinci büyük bölgemizdir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi dışında diğer bölgelerin hepsiyle komşudur. Aynı zamanda Türkiye’de “tahıl ambarı” olarak da anımsanır.
Türkiye’nin “Tahıl Ambarı” İç Anadolu Sayısız uygarlığa ev sahipliği yapan İç Anadolu Bölgesi, tarih boyunca hep önemli bir tarım merkezi oldu. Bölgenin, günümüzde de Türkiye’nin “tahıl ambarı” olarak adlandırılması, onun bu tarihi rolüne işaret ediyor. Sayısız uygarlığa ev sahipliği yapan İç Anadolu Bölgesi, tarih boyunca hep önemli bir tarım merkezi oldu. Geçmişi yaklaşık 9 bin yıl geriye uzanan Çatalhöyük ve Aşıklı Höyük gibi neolitik yerleşimler, tarımın yerleşik olarak yapılmaya başlandığı ilk örneklerdi. İç Anadolu, binlerce yıl boyunca bereketli topraklarını bu coğrafyada yaşayan halkların hizmetine sundu. Bölgenin, günümüzde de Türkiye’nin “tahıl ambarı” olarak adlandırılması, onun bu tarihi rolüne işaret ediyor. Anadolu’nun orta kısmında yer alan İç Anadolu Bölgesi, km² büyüklüğüyle Doğu Anadolu’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük bölgesi. Bölgedeki şehirler, nüfus büyüklüğü itibariyle Ankara, Konya, Kayseri, Eskişehir, Sivas, Çorum, Yozgat, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırıkkale, Karaman, Kırşehir ve Çankırı şeklinde sıralanıyor. Toros Tarım’ın bölge yapılanması nedeniyle Niğde ve Nevşehir, Akdeniz Bölge Müdürlüğü’nün sorumluluk alanına giriyor. Diğer yandan Bartın, Bolu, Düzce, Çankırı, Karabük, Kastamonu ve Zonguldak illeri, İç Anadolu Bölge Müdürlüğü’nün sorumluluk alanında bulunuyor. İç Anadolu Bölgesi, iklim ve coğrafi yapısı itibariyle dört ana bölüme ayrılıyor. Bölgenin ortasında, geniş bir kapalı havza oluşturan Konya Bölümü yer alıyor. Büyük ovaların, plato düzlüklerinin, Tuz Gölü, Akşehir ve Eber Gölleri ile Karacadağ ve Karadağ volkanik dağlarının bulunduğu bu bölüm, ülkenin en kurak ve nüfus bakımından en tenha bölümlerinden biri olmasına karşın çok önemli bir tahıl alanı. Eski bir göl tabanı olan Konya Ovası’nın bir özelliği de, Türkiye’nin en büyük ovası olması. İç Anadolu’nun kuzeybatı kısmında bulunan Yukarı Sakarya Bölümü, orta Kızılırmak boylarından İçbatı Anadolu’ya kadar uzanıyor. Yer şekillerinin daha engebeli, ikliminin ise biraz daha nemli olduğu bu bölüm, iklim ve ulaşım koşullarının elverişli olması nedeniyle, bölgenin en yoğun nüfusunu barındırıyor. Eskişehir ve Ankara bu bölümde yer alıyor. İç Anadolu’nun Çankırı’dan Toroslar’a kadar uzanan Orta Kızılırmak Bölümü, bölgenin orta kesimini oluşturuyor. Geniş Kızılırmak platosunu barındıran bu bölümün güneyinde Hasan, Erciyes ve Merlendiz sönmüş volkanları bulunuyor. Kuzey kısmı ise biraz daha engebeli bir coğrafyaya sahip olan bu bölümde yaşayan nüfusun büyük bölümü geçimini tarımla sağlıyor. Son olarak Yukarı Kızılırmak Bölümü, Kızılırmak’ın Karadeniz Bölgesi ile Doğu Anadolu arasına sokulan yukarı çığırını kaplıyor. Oldukça engebeli bir araziye sahip olan bu bölüm, ortalama yüksekliği metre arasında olan, dağlarla kuşatılmış bir havzadan oluşuyor. Engebeli olduğu için sınırlı tarım yapılabilen Yukarı Kızılırmak Bölümü, aynı zamanda İç Anadolu Bölgesi’nin en soğuk iklimine sahip. İç Anadolu Bölgesi’nin çevresi yüksek dağlarla çevrili olduğundan, denizlerin nemli ılıman havası bölgeye giremiyor. Bu nedenle de bölgede yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı karasal bir iklim hüküm sürüyor. Doğuya doğru gidildikçe, yüksekliğin artmasına bağlı olarak karasallık artıyor ve kış sıcaklıkları çok düşük değerlere ulaşıyor. İç Anadolu Bölgesi, aynı zamanda ülkemizin en az yağış alan bölgesi ortalama 400 mm. Yağışlar genellikle ilkbahar aylarında sağanak şeklinde düşüyor. Yazları kuraklığın erken başlaması, özellikle sebze tarımı üzerinde olumsuz etki yapıyor. Bölgenin doğal bitki örtüsü bozkır; ormanlar ise %7 gibi oldukça düşük bir orana sahip. EN ÖNEMLİ ÜRÜN BUĞDAY İç Anadolu Bölgesi’nde yetiştirilen ürünler arasında tahıllar, bunun içerisinde de buğday ve arpa başta geliyor. Ülkemizde gerek insan beslenmesinde gerekse hayvancılıkta önemli bir yere sahip olan her iki bitki de ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Türkiye genelinde yaklaşık 8 milyon hektar alanda 19 milyon ton buğday üretimi gerçekleştiriliyor. İç Anadolu’da buğdayın ekim alanı ise 3 milyon hektar civarında. Konya, Ankara, Sivas, Yozgat ve Çorum illeri ülke buğday ekim alanlarının %25’ini, sadece Konya ise yaklaşık %10’unu kaplıyor. İç Anadolu Bölgesi hem ekmeklik hem de makarnalık buğday üretimi açısından uygun bir iklime sahip olmakla birlikte, sulama imkânlarının çok sınırlı olması nedeniyle üretim genellikle kuru tarım şeklinde yapılıyor. Bölgede yağışın az olmasının yanı sıra aylara göre düzensiz bir dağılım göstermesi de, buğday üretimini olumsuz etkiliyor. Diğer taraftan bölgede sertifikalı tohumluk üreten çok sayıda kamu ve özel sektör kuruluşu bulunması, buğday yetiştiricilerine daha yüksek verim elde etmek için bir avantaj yaratıyor. Ayrıca Ankara’da Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü, Konya’da Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve Eskişehir’de Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü gibi buğday ıslahı ve yetiştiriciliği ile uğraşan üç büyük kuruluşun ve üç tane gelişmiş ziraat fakültesinin bulunması, bölgedeki tarımın gelişmesine olumlu katkı yapıyor. İç Anadolu Bölgesi’nde tahıl dışında, büyük ölçekte şekerpancarı, ayçiçeği, fasulye, nohut, soğan, patates, kabak, mısır, çeltik, fındık, sarımsak, havuç, domates ve meyve üretimi de gerçekleştiriliyor. Toros Tarım’ın bölge sınırları içerisinde yer alan Bolu, Düzce, Zonguldak ve Bartın gibi illerde ise fındık, mısır ve tütün gibi endüstri bitkilerinin ekimi yapılıyor. TOROS TARIM VE İÇ ANADOLU BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 25 yılı aşkın süredir gübre sektöründe faaliyet gösteren ve bunun 17 yılını Toros Tarım çatısı altında geçiren Bekir Berker, İç Anadolu Bölge Müdürü olmadan önce Trakya Bölge Müdürü olarak çalışmış. Başında bulunduğu müdürlüğün oldukça geniş bir alandan sorumlu olduğunu belirten Berker, ürünlerini 18 ildeki 176 bayi ve 16 yetkili satıcıyla çiftçiye ulaştırdıklarını söylüyor. Bekir Berker, son on yıl içinde başta Konya, Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Karaman olmak üzere bölgede sulanabilen alan miktarında önemli artış yaşandığına ve modern sulama sistemlerinin devreye girmesiyle ürün çeşitliliğinde artış olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle damla sulama sistemlerinde bölge genelinde önemli gelişmeler kaydedildiğini belirten Berker, tarım teknikleri açısından sağlanan iyileşmenin gün geçtikçe daha ileri boyutlara ulaştığını görmekten memnun olduklarını söylüyor. Berker’e göre Türkiye genelinde üretilen arpanın %45’i, buğdayın %33’ü, şekerpancarının %70’i, ayçiçeğinin %29’u, fasulyenin %55’i ve nohutun %37’si İç Anadolu Bölgesi’nde yetiştiriliyor. Berker, Toros’un bölgede sahip olduğu konum hakında ise şunları söylüyor “Bölge genelinde Toros’un marka imajı çok üst düzeyde. Toros, çiftçi tarafından en çok tercih edilen gübre olarak ön plana çıkıyor. Son beş yıllık ortalamaya göre bölgemizdeki gübre tüketimi 1,3 milyon ton düzeyinde. Ürünlerimizin kalitesi, marka imajımız ve güçlü bayi ağımız sayesinde pazar payımız %42-48 arasında seyrediyor. Yüksek üretim kapasitemiz, ürün çeşitliliğimiz ve bayiler yoluyla hep çiftçinin yanında olmamız, Toros markasını çiftçinin gözünde her geçen yıl daha da güçlendiriyor. ” AYHAN ATALAY - POLATLI BAYİSİ “ANLADIM Kİ MARKA BÖYLE OLUNUYORMUŞ” Ardahan, Göleli olan Ayhan Atalay, üniversitede tarih öğretmenliği eğitimi aldığı halde bu mesleği hiç yapmamış. Erken yaşlardan itibaren kendini tarımın içinde bulduğunu ifade eden Atalay, tam 26 yıllık bir Toros bayisi 1983 yılından beri hububat ve gübre işiyle uğraşıyoruz; 1989 yılından beri de Toros Tarım gübre bayiliği yapıyoruz. Bayiliğimizi ilk aldığımızda çiftçi, Toros ürünlerini daha az tanıyordu. Şu anda ise Polatlı’da ciddi bir pazar payına sahibiz. Buğday borsasının merkezi Polatlı, hububat tarımında Türkiye’nin önde gelen bölgelerinden biri. Ayrıca pancar ve soğan üretiminde de ciddi bir yere sahip. Bölgemizde hem sulu hem kuru tarım yapılıyor, ama kuru ziraat alanı daha fazla. Gübre kullanımı da oldukça iyi bir seviyede. Topraklarımızın organik yapısına bakıldığında, buğday tarımı açısından son derece uygun bir bölge. Polatlı havzası, aynı zamanda Türkiye’nin buğday kalite bölgesi. Yani burada üretilen buğdayın kalitesi, Türkiye genelinde fiyatların belirlenmesinde etkili oluyor. Polatlı’da etkin çalışan bir ticaret borsası var. Türkiye’deki serbest piyasa fiyatları Polatlı baz alınarak oluşuyor. Toprak Mahsülleri Ofisi bile Konya ve Polatlı fiyatlarını dikkate alıyor. Bölgemizdeki çiftçinin tarımdaki tecrübe ve bilinç seviyesi Türkiye ortalamasının üzerinde diyebilirim. Bu nedenle gübre kullanımı da ortalamanın üzerinde. Çiftçimiz kaliteye, yüksek proteine önem verdiği için ekim sezonunda birinci gübre olarak DAP kullanılıyor. Bazı çiftçilerimiz de kompoze gübreyi tercih ediyor. Polatlı Organize Sanayi Bölgesi’nde tarım makineleri üreten firmalarımız var. O nedenle bölgede makineleşme de iyi düzeyde. İç Anadolu’da çok sık kuraklık yaşanıyor. Kuraklık olduğunda tabii üretim ve çiftçinin geliri düşüyor. Bu sefer de gübre ve diğer tarımsal girdilerin kullanımı azalıyor. Buradaki en büyük sıkıntımız bu. Toros, ciddi bir marka. Toros’un ürettiği ürünlere güven duyuluyor. Çiftçi, aradığı güveni bulmuş durumda. Bayi seçiminde Toros seçici davranıyor. Bayiye de güvendiği zaman, çiftçi açısından sıkıntı kalmıyor. Tarım arazileri çok küçük Türkiye’de 3 milyonun üzerinde tarımsal işletme var. Bu işletmelerin ortalama büyüklüğü 59 dekar. Dünya geneline baktığımızda oldukça küçük bir rakam. Zaten tarımdaki sıkıntının en büyük nedeni de toprakların aşırı parçalanmış olması. Bu 59 dekarlık ortalama büyüklük bazı bölgelerdeki bitki deseni açısından belki uygun olabilir, ama İç Anadolu Bölgesi ve kuru tarım yapılan yerler için oldukça yetersiz. Ama Polatlı, toprak büyüklüğü açısından da Türkiye ortalamasının üzerinde. Biz firma olarak, 1993 yılından beri aynı zamanda hububat tohumu üretiyoruz. TÜBİTAK projesi de yürüttüğümüz için bir danışman profesör hocamız, doktoralı bir ıslahçımız ve 6 tane ziraat mühendisimiz var. Çalışanlarımızın içinde beyaz yakalılar, mavi yakalılardan daha fazla. 30 kişiyiz toplam. Bunların yarısından fazlası beyaz yakalıdır. “Habil Hoca'dan çok şey öğrendim” Çiftçi eğitimleri de veriyoruz. Yayınlarımız var. Çiftçiye tohum ve gübre ile ilgili broşürler, kataloglar dağıtıyoruz ve toplantılar düzenliyoruz. Bir keresinde çiftçilerle yaptığımız bir toplantıda, çok değerli Habil Çolakoğlu Hocamız gübre kullanımını anlattı. Habil Hoca, toprağı, gübreyi anlatırken adeta kendinden geçiyor. Toros Tarım’ı temsilen orada, ama anlatırken Toros demiyor, “Üreyi şurada, DAP’ı şurada kullacaksın. Şunu şöyle yapacaksın... ” şeklinde anlatıyor. Yani bir firma temsilcisi gibi değil de, öncelikle bilimadamı kimliğiyle çiftçiye eğitim veriyor. Ne zaman ki gübreyle ilgili anlatacakları bitiyor, ondan sonra Toros’la ilgili çok kısa genel bir bilgi veriyor. Çok dikkatimi çekmişti bu. Ondan sonra anladım ki marka böyle olunuyor. Ben, kendi adıma Habil Hoca’dan çok şey öğrendim. İSMAİL GÜVEN - POLATLI BAYİSİ “ÇİFTÇİNİN BİR NUMARALI TERCİHİ TOROS” Polatlı’nın Yenice köyünden olan İsmail Güven, 1990 yılında başladığı gübre bayiliği boyunca yalnızca Toros ürünleri satmış 25 yıldır Toros dışında hiçbir firmanın ürünlerini satmadım, çünkü tarıma hizmet eden en kaliteli firma Toros Tarım. Onun dışında başka bir firmadan mal alıp ticaret yapmaya hiç gerek duymadım. Bütün ürünlerinden çok memnunuz. Bölgemiz kurak bir bölge. Her yıl beklenen yağış olmayabiliyor. Son yıllarda bazı sulak bölgelerde ürün deseninde çeşitlenmeler başladı. Geçmişte kuru tarımda buğday ve arpa ekilirken, sulu tarımda çoğunlukla pancar ekilirdi. Şimdi soğan, kavun, karpuz, silajlık mısır gibi ürünler de eklendi. Kuru tarımda genellikle kompoze ve DAP gübreleri kullanılıyor. Yeşil ürünlerde de yine kompoze gübre çeşitleri tercih ediliyor. Soğanda verimliliği ve kaliteyi artırmak için Potasyum Nitrat ve Potasyum Sülfat gibi özel ürünleri de çiftçimize temin ediyoruz. Toros Tarım’da her çeşit gübre mevcut. Bunun için ayrıca yöneticilerimize teşekkür ederim. Türkiye'de öncü uygulamalar Kullanılan tarım teknikleri açısından bölgemiz, diğer bölgelere göre biraz daha önde diye düşünüyorum. Biz aynı zamanda Polatlı Ticaret Borsası’na üyeyiz, buğday ticareti yapıyoruz. Dünya piyasalarında Türkiye’yi temsil eden konumdaki borsa biziz. 1990’lı yıllarda süne zararlısı nedeniyle Türkiye’de buğday kalitesi büyük düşüş yaşamıştı. Süne zararlısıyla mücadelenin Türkiye’deki ilk uygulaması, bizim borsamızın önceliğinde olmuştur. Çünkü kaliteli buğday ticaretiyle öne geçmek istedik ve çiftçimizi bu şekilde organize ettik. Süne zararlısıyla mücadelede, kaliteli ürün yetiştirmede, yüksek verim almada gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Toros Tarım, saha çalışmalarında zaman zaman çok ciddi destek veriyor bize. Habil Hocamıza inanın 24 saat ulaşılabilir. Kendisi de söyler, “Benim için zaman mevhumu yoktur, istediğiniz zaman arayabilirsiniz, ” der. Ben bizzat kendim görüştüğüm gibi, üreticilerimi de telefonla görüştürerek sorunlarını iletmelerini sağlıyor, hocamızdan tavsiyelerini alıyoruz. Polatlı çiftçisi yeniliklere açıktır. Toprak analizini yaptırır. Hep yeni ürün arayışındadır, hem gübre hem de ürün yetiştirme anlamında. Toros yeni bir gübre çıkardığı zaman çiftçimize anlatıyoruz, onlar da tavsiyemizi dinliyorlar. Çiftçimizi en çok zorlayan şey girdiler. Son yıllarda ithalat politikası da çiftçimizi ciddi şekilde zorluyor. Biz burada Toros’u iki bayi ile temsil ediyoruz. Bizden başka Polatlı’da aşağı yukarı yirmi tane gübre bayisi var. Bütün bunları topladığınız zaman, iki bayinin satışını yakalayamazlar. Çiftçinin gübrede bir numaralı tercihi Toros’tur. Çiftçi, tecrübesine dayanarak gelip Toros istiyor. Kendi başlarından geçen olayları anlatıyorlar geldiklerinde. Bir de bizim şu özelliğimiz var Biz çiftçiye mal satarken, “Ürünü tarlada kullandığın ana kadar ürün bizimdir, ” diyoruz. En ufak bir şikâyetinde ya ücretini geri veriyoruz ya da malını değiştiriyoruz. Bu garantiyi veriyoruz. Fakat bugüne kadar hiç böyle bir durumla karşılaşmadık. “İnsanlığa bırakılacak en güzel eser, ağaç” TEMA’nın kurucularından ve Tekfen Hol-ding’in sahiplerinden Nihat Gökyiğit, Antalya’daki bir toplantıda Toprak Ana adlı bir şiirini okumuştu. O toplantıdan iki yıl önce de ben kendi şahsi gayretlerimle, devletin hiçbir desteği olmadan kendi köyümde 50 bin ağaç diktim. Bakanlık bunu örnek proje kabul etti. Sadece yakın akrabalarımla, 15-20 kişi her sene çalıştık ve şu anda görmeye değer bir proje haline geldi. Nihat Bey’in okuduğu Toprak Ana şiiri beni çok duygulandırmıştı. Biz de tarıma hizmet ediyoruz. Ben bir vatansever olarak bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Burada ticaret yapıyoruz, para kazanıyoruz, ama insanların bir de eserinin olması lazım. Parayı kendisine kazanır insanlar, kendisine harcar. Ama ülkesine, vatanına, insanlığa bir eser bırakması gerekmez mi? İsmail Güven, bir bayi olarak var. Ama bu dünyadan göçüp gittikten sonra, geride bırakılacak en güzel eser ne? Ağaç! Biz köy kökenli bir aileyiz. Toprağı seviyoruz. Tarımı seviyoruz. Toplantıdan sonra Nihat Bey’e de söylemiştim, “Bir Toros Tarım bayisi olarak böyle bir eser yaptım, ” diye. Kendisi de bana teşekkür etti. Toros Tarım dışındaki bir firmada, bu kadar iç içe, sıcak bir ortamda, bağı koparmadan, insanlara değer verildiği hissettirilerek ilişkilerin sürdürülebildiğini zannetmiyorum. Toros bizleri bir aile olarak görüyor ve hiç bağını koparmıyor. MEHMET AKSOY - KONYA BAYİSİ “PAZAR LİDERİ, TOROS” Kendisi de bir çiftçi olan Mehmet Aksoy, 20 senelik Toros Tarım bayisi. Bununla gurur duyduğunu belirten Aksoy, kendi bölgesinde büyük bir dayanışma olduğunu söylüyor Bizim bölgede kuru tarım yapılıyor, buğday ve arpa ağırlıklı. Kimyon ve şeker pancarı da ekiliyor bir miktar. Sulu tarım çok az. Bölgemizde makineleşme ileri seviyede. Son yıllarda çiftçimizin bilinç seviyesinde bir yükselme var. Toprak analizi destekleri başladıktan sonra çiftçilerimiz bu analizi yaptırmaya başladılar. Çiftçi yeni teknolojilere alışıyor artık. Eskisine göre daha açıklar yeniliklere. Bize gübre almak için gelen çiftçinin bir kısmı bilinçli, toprak analizini yaptırmış olarak geliyor. Taban gübresi olarak DAP’tan vazgeçmiyorlar, böyle bir alışkanlık var. En yüksek satışımız DAP gübresinde oluyor. Habil Hoca’yla da zaman zaman bir araya geliyoruz. Bize çeşitli bilgiler aktarıyor. Biz de ondan öğrendiklerimizi bayi olarak gerektiği zaman çiftçilerle paylaşıyoruz. Bizim bölgemizde gübre pazarının yaklaşık yüzde 70’i Toros’un. Bayinin de rolü var bunda, firmanın da. Ürün kaliteli. Çiftçi ihtiyacı olan her çeşidi bulabiliyor. Sipariş veriyoruz, üç beş gün sonra elimizde oluyor. Bu büyük bir avantaj. 20 senedir istediğimiz bir ürüne ulaşamadığımız hiç olmadı Toros’ta. Böyle olunca da Toros ismi güven veriyor. Sektörün en iyi, en güvenilir firması. Biz bayi olarak memnunuz, çiftçi de aldığı üründen memnun. Bütün Toros çalışanlarına teşekkür ediyoruz. MUSTAFA UĞUR - KASTAMONU, TAŞKÖPRÜ BAYİSİ “SANA BÜYÜK İŞLER DÜŞÜYOR! ” 22 yıldır tarım sektöründe bulunan Mustafa Uğur için bayilik, aslında baba mesleği. Nasıl Toros bayisi olduğunu kendisi şöyle anlatıyor Babam, Zirai Donatım bayisiydi. KİT’ler özelleştirilirken benim de kendime bir yol çizmem gerekiyordu. Ben 1993’te vergi kaydımı yaptırdım ve Ankara’ya geldim. Daha 20-21 yaşlarındaydım. O zamanki bölge müdürüne dedim ki, “Böyle böyle, ben bayilik istiyorum. ” Vergi levhasına baktı, kayıt bir hafta öncesi. “Gübreyi bilmiyorsun. Nasıl gireceksin bu sektöre? ” diye sordu. “Efendim, ben Taşköprü’de 9 bin ton civarında Zirai Donatım gübresi satıyorum, ” dedim. “İnanmam! ” dedi, “Öyle bir satış olmaz! ” “Sayın müdürüm, siz bana bayiliği verin, memnun olmazsanız geri alırsınız, ” dedim. Geldiler sağ olsunlar, incelediler ve bayiliği uygun gördüler. Biz de öylece çalışmaya başladık. İki sene sonra İrfan Bey teşekkür için telefon açtı. “Mustafacığım, sana daha büyük işler düşüyor, ” dedi. Taşköprü sarmısağı Kastamonu dağlık bölgeye yakın. En büyük tarım ilçelerinden bir tanesi de Taşköprü. Bölgede en çok buğday ve pancar ekiliyor. Tosya’da aynı zamanda çeltik ekimi var. Ama Taşköprü, sarmısağıyla ünlü. Adına festivaller düzenlediğimiz bir ürünümüz. Yaklaşık 4 bin 500 aile bununla geçiniyor. Yani birinci ürünümüz, sarmısak. Taşköprü, Türkiye’nin sarmısak ihtiyacının yüzde 14’ünü karşılıyor. Yıllık 18-25 bin ton arası ürün çıkıyor. Taşköprü sarmısağının en büyük özelliği, içinde selenyum bulunması. Topraklarımızın verimli olmasından kaynaklanıyor bu. Tadı, aroması Türkiye’de üretilen diğer sarmısaklardan daha farklı. Sarmısak çok su ister. Zahmetli bir iştir. Tek tek diş olarak toprağa ekiliyor. Bitkinin ihtiyacı olan su, yağmurlama sistemiyle veriliyor. Karadere Barajı geçen yıl hizmete girdi. Taşköprü’de 126 tane köy var. Baraj, daha kurak olan köylerimizdeki su ihtiyacını gidermiş oldu. Bölgemizde makineleşme yeni yeni başladı. Biz 29 yıldır Sarmısak Festivali yapıyoruz, 7 yıldır da çiftçilerimizi bilinçlendirmek üzere bir tarım fuarı düzenliyoruz. Bu fuara sarmısak için gerekli bütün tarım alet ve makineleri getiriliyor, çiftçilere anlatılıyor, çalışmalar yapılıyor. Tabii makineleşme, çiftçinin cebinden çıkan işçi maliyetini düşürmüş oluyor. 1996 ve 2009 yıllarında Habil Hocam geldi, sağ olsun. Taşköprü’deki çiftçilerimizi ve bizi sarmısak gübrelemesi konusunda bilinçlendirdi. Toros Tarım’ın bize çok büyük emeği oldu. Toros’un özel ürünleri de çok kullanılır burada. 9-10 ay bizim satışlarımız devam eder. Hayvancılık da olduğundan, yem bitkileri de ekilir. “Çiftçi Toros'tan başka marka istemiyor” Çiftçilerle bizim ilişkimiz çok önemli. Toros markası dışında ürün istemiyor çiftçi. Çünkü memnun. Güveniyor. Biz de Toros Tarım’la çalışmaktan çok memnunuz. Ben aynı zamanda tohum bayiliği de yapıyorum. Buğday tohumu, mısır tohumu satıyoruz. Ben çiftçime ne kadar para kazandırabilirsem, bize dönüşü o kadar çok olur. Bunu düşünerek, çiftçimin yanında olmak için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Çiftçimizin ne gübreye ihtiyacı varsa, biz de o gübreyi temin ediyoruz. Yeter ki daha kaliteli ve verimli ürün yetiştirmesine destek verebilelim. Biz onun için çalışıyoruz. MUZAFFER OĞUZ - ESKİŞEHİR BAYİSİ 88 YILLIK AİLE MESLEĞİ Eskişehirli Muzaffer Oğuz, iki çocuk babası. Oğlu makine mühendisi, kızı işletme mezunu olan Oğuz, aynı zamanda Eskişehir Ticaret Odası Meclis Başkan Vekili olarak görev yapıyor Rahmetli dedem 1927 yılında kendine ait bir işyeri kurmuş. 1960’ta hac görevini yaptığı sırada rahmetli oldu. Babam da, üç erkek kardeşiyle beraber bir şirket kurmuş, zahire, yem alım satımı ve zirai ilaç konusunda. O günden bu yana tohum, gübre, kimyasal ilaç tedarik ve satışı yapıyoruz. Çiftçinin ürettiği arpa, buğday, mısırı satın alıp pazarlıyoruz. Bu arada 1994 yılında, Eskişehir’de modern bir yem fabrikası kurduk. Gübre konusunda daha önce başka bir firmanın bayiliğini yapıyorduk. Ama rahatı biz, Toros’ta gördük. Toros’un hem çeşitleri bol, hem de kalitesi çok daha farklı. “Eskişehir çiftçisi bilinçlidir” Eskişehir ve yöresi bir ovadır. İçerisinden Porsuk Nehri geçer. Porsuk, büyük bir ovayı sular. Sulu tarım fevkalade iyidir. Ama bunun yanında kıraç bölgelerimiz de var. Malum Anadolu toprakları, insanlık oldu olalı hep ekilip biçilmiş; o nedenle de biraz yorgun. Dolayısıyla kıraç yerlerde toprak bir yıl nadasa bırakılır. Ama sulu yerlerde verim gayet yüksek. Kaliteli tohum kullanılır. Çiftçi bilinçlidir. Çiftçiliği bilerek yapar. Neyin iyi, neyin kötü olduğunu bilir. Kaliteli malı bilir. Yeniliklere her zaman açıktır. En çok ekilen ürünümüz arpa, yem sanayiinde kullanılmak üzere. İkincisi de buğday. Fakat buğdaydaki verimimizin yüksek olmasına rağmen elde edilen ürün unluk evsafta değil, daha ziyade yemlik evsafta. Çiftçimizin daha iyi kazanç elde edebilmesi için buğday kalitesini yükseltmesi lazım. Fakat ne kadar iyi tohum kullanılırsa kullanılsın, toprağın yapısı da kalitede etkili oluyor. 5-6 yıl önce pancar alanları azaltıldı, yerine yemlik mısır ekilmeye başlandı. Gece gündüz sıcaklık farkının fazla olması nedeniyle, nişasta sanayiinde çok aranan bir mısırdır Eskişehir’in üretimi. Siyah DAP Toros, yenilikçi bir marka olarak tanınıyor. Ürünleri elekten geçirip paketler; her zaman çiftçiyi düşünür, tozlu satmaz. Benim çok hoşuma gider bu. Biz Toros’un ürünlerini her zaman kalitesiyle lanse ediyoruz. Çiftçi de bunu gördüğü, tecrübe ettiği için onaylıyor. DAP gübresinin rengi eskiden siyahtı. Hava şartlarının çok iyi gitmesi ve yağışların iyi olması nedeniyle bir sene çok iyi ürün alındı. Ertesi sene de gübrenin rengi değişti. Aslında çok basit, üretim tekniğiyle ilgili bir şey gübrenin rengi. Kalitesiyle, verimiyle ilgisi yok. Ama herkes ille de siyah DAP diye tutturdu. Oysa siyah da kullansanız aynı şey, mor da. O tarihten sonra bir iki sene çiftçiler, “Rengi siyah olsun, bir lira fazla olsun,” dediler.
İç Anadolu Bölgesinde, tahılın yanı sıra; şeker pancarı, soğan, patates, kabak, ayçiçeği, fasulye, nohut, mercimek, mısır, çeltik, havuç, elma, armut, domates üretimi de Anadolu’nun hangi meyveleri meşhurdur?İç Anadolu Bölgesinde oldukça fazla meyve yetişmektedir. Bunlardan bazılarını sıralamak gerekirse; elma, kayısı, armut, üzüm, çilek, kavun, vişne, kiraz, şeftali ve de ayva şeklinde devam Anadolu Bölgesi neyi ile meşhur?İç Anadolu Bölgesinin hem meşhur hem de lezzetli mutlaka yenmesi gereken 10 tane yemeğine KAYSERİ MANTISI2 YAĞLAMA3 ANKARA TAVA4 ÇİĞ BÖREK5 KEŞKEK6 GAZETE BAKLAVASI7 NOHUTLU YAHNİ8 KIRŞEHİR USULÜ YOĞURT ÇORBASIIç Anadolu’da portakal yetişir mi?Eskişehir'in Antalya'sı, kar düşmeyen yer olarak adlandırılan orta Sakarya'da yer alan Sarıcakaya ilçesi meyve çeşitliliğine portakalı da ekledi. Meyve bakımından oldukça zengin olan Türkiye, özellikle iklim koşulları nedeniyle her türlü meyvenin yetişmesi için elverişli bir konuma anadolu bölgesinde hangi tür hayvancılık yapılır?İç Anadolu Bölgesi'nin Türkiye koyun varlığı içindeki payı ,1, keçi varlığı içindeki payı ise %9,5'tir. Türkiye'de yetiştirilen Tiftik keçisinin p,9'u, Kıl keçilerin %8,2'si, yerli koyun ırklarının ,7'si, melez koyunların da f,0'ı İç Anadolu Bölgesi'nde anadoluda muz yetişir mi?Yetiştirildiği diğer bölgeler ise İç Batı Anadolu, Orta ve Batı Karadeniz, Marmara ve Doğu Anadolu Bölgesi'dir. Yaz yağışlarının fazla olduğu Karadeniz Bölgesi'nde ve sıcaklık ile buna paralel olarak da sulama ihtiyacının fazla olduğu Güneydoğu Anadolu bölgesindeki üretimi meyveleri nelerdir?Ahududu, nar, kayısı, portakal, mandarinin ise Karadeniz Bölgesi'ndeki hem üretim alanı hem de üretim miktarı düşüktür. Bu veriler ışığında Karadeniz Bölgesi'nin ülkemizde özellikle fındık, çay, kızılcık, muşmula, kivi gibi meyve türleri ve yetiştiriciliği bakımından önemli yere sahip olduğu Anadolu Bölgesinde yetiştirilen başlıca ürünler arasında, buğday ve arpa gelmektedir. Üretilen buğday, hem makarnalık hem de ekmeklik olarak kullanılabilmektedir. Yıllık yağış miktarının fazla olmaması ve sulama imkânlarındaki kısıtlılık nedeniyle, İç Anadolu Bölgesinde genel olarak, kuru tarım yapılabilmektedir.
iç anadolu bölgesinde domates yetiştiriciliği